| |
|
Olmak ya da olmamak... Bu soru
yanıtlanıncaya kadar kazanmak
istediklerimiz beklemede kalır.
Kendinize gerçekten bu hayatta ne yapmak
istediğinizi sorun?
Gerçekten bütün engellere rağmen gereken
her şeyi yapmaya karar verdiniz mi?
Bu her alanda karşınıza çıkar. Bu
zayıflamaktan işinizde başarılı olmaya
kadar her şeyde olabilir. Karar verip
bir şeyi kesinlikle gerçekten yapmayı
seçtiğinizde bunu tamamlayan irade
devreye girer. Kararlılık, insan
iradesini uyandırma zilidir. İradeniz
yön verilmeyi bekleyen büyük bir güçtür…
Seçtiğiniz yön ne kadar belirginse
iradenizin gücü o kadar büyüktür. Karar
vermemiş insanlar iradesinin gücünden
yararlanamazlar.
Eğer hayatımızı ve kendimizi kontrol
etmek istiyorsak davranışlarımızın
kontrolünü elimize almak zorundayız.
Bütün hayatınızı ve eylemlerimizin,
hareket ve davranışlarımızın rotasını
belirleyen temel nokta, hayatımız
boyunca verdiğimiz kararlardır.
En küçüğünden en büyüğüne kadar
hayatımız boyunca yaptığımız her şey bir
kararla başlar. Hayatınızın akışını
değiştirmek, daha güzel sonuçlar
üretmek, sizi sınırlayan koşulları
değiştirmek ve daha çok şeye sahip olmak
istiyorsanız ilk yapmanız gereken iş
karar vermektir. Karar gücünün en güzel
tarafı zaten bizim içimizde oluşudur.
Eğer gerekli cesareti toplayabilir ve
içinizdeki gücü hissedebilirseniz hemen
şimdi sizin geleceğinizde hayat
kalitenizi artıracak bir karar
verebilirsiniz. Gerçek bir karar vermek,
insanın kendini diğer bütün
ihtimallerden kopararak hedefine
adamasıdır.
Eski zamanların birinde bir otlakta öküz
sürüsü yaşarmış. Yaşarmış yaşamalarına;
ama civardaki aslanlar bir türlü rahat
bırakmazlarmış onları.
Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye.
Öküz dediğin öyle yabana
atılır bir hayvan değil ki, bir araya
toplandılar mı kolayca defetmesini
bilirlermiş o koca aslanları. Gerçi bir
iki sıyrık alırlarmış; ama yine de boyun
eğmezlermiş aslanların bu zorbalığına.
Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı.
Tavşan, fare gibi küçük hayvancıklarla
beslenir olmuşlar aslanlar.
Gitgide güçten düşmüşler. Eee, aslan bu,
hiç fareyle doyar mı?
— ‘Herhalde bize bu otlağı terk etmek
düşüyor’ demiş aslanlardan
birisi.
— ‘Evet’ diye tasdik etmiş diğerleri.
Nereye gideriz diye düşünürlerken ‘bir
dakika’ diye bir ses duymuşlar
gerilerden. Herkes dönüp bakmış sesin
geldiği tarafa. Sürünün en çelimsiz; ama
kurnaz mı kurnaz bir ferdi olan Topal
Aslan’mış söze atılan.
— ‘Hayır’ demiş, 'hiç bir yere
gitmiyoruz. Siz bana bırakın, ben
hallederim bu işi.’
İnanmamış kimse ona ama haydi bir şans
verelim ne çıkar diye düşünmüşler. O da
almış yanına bir iki aslan gitmiş
öküzlerin yanına.
Beyaz bayrak çekmeyi de unutmamış.
Öküzlerin lideri olan Boz Öküz başta
olmak üzere beş irikıyım öküz yaklaşmış
onlara. Sormuşlar ne istediklerini.
Topal aslan başlamış konuşmaya. Bir
yandan da Boz Öküz'ün sivri ve kocaman
boynuzlarına bakıp ürperiyormuş.
— ‘Saygıdeğer öküz efendiler’ diye
başlamış lafa. ‘Bugün buraya sizden özür
dilemek için geldik. Biliyorum sizleri
çok defa incittik, kim bilir kaçınızda
su pençemin izi vardır. Ama inanınız
bunların hiç birini isteyerek yapmadık.
Biliniz ki biz aslanlar barışçı bir
milletiz. Hele öküzlerle hiç bir alıp
vermediğimiz olamaz. Evet, size kaç defa
atla saldırdık; ama niye biliyor
musunuz? Hep o sizin aranızdaki Sarı
Öküz yüzünden. Onun rengi öyle
sizinkiler gibi değil ki.
Gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı
başımızdan alıyor. Onu gördük mü ne
kadar barışsever olduğumuzu unutup size
saldırıyoruz ve sürünüze zarar
veriyoruz. Yoksa bizim sizinle hiç bir
alıp veremediğimiz yok. Onun yüzünden
hepiniz
zarar görüyorsunuz. Bir türlü
hayatınızdan emin rahat rahat
yaşayamıyorsunuz, belki geceleri bile
bizim kükrememiz sizin uykunuzu
kaçırıyor. Bunların hepsi Sarı Öküz'ün
suçu. Verin onu bize, siz kurtulun, biz
de barış içinde yaşayalım’ demiş.
Boz Öküz, diğer önde gelenlerle görüşmek
üzere geri çekilmiş.
Hepsi de sıcak bakmışlar bu teklife. Bir
tek yaşlı Benekli Öküz olmaz demiş ama
kimseye dinletememiş sesini. Zavallı
Sarı Öküz kurban edilmiş aslanlara.
Hepsi birden saldırmışlar zavallı öküzün
üzerine. Bir ikisini fırlatmış üstünden;
ama bitkin düşmüş az sonra. Çırpınmış,
haykırmış, yardım istemiş, yalvarmış;
ama yokmuş onu işiten. Diğerleri
üzülmüşler üzülmesine; ama elden ne
gelir ki. Bütün sürünün selameti için
bir öküz... Gerekliymiş bu kavganın sona
ermesi için.
Gerçekten de günlerce sürüye hiçbir
saldıran olmamış. Huzur içinde
geçer olmuş günleri; ama aslan milleti
bu, ne kadar sabreder ki. Hele
öküz etinin tadını aldıktan sonra.
Açıktık demişler Topal Aslan’a daha
bir kaç hafta bile geçmemişken. O da
yine almış yanına bir kaçını, bir defa
daha gitmiş Boz Öküz'ün yanına.
— ‘Selam’ diye girmiş söze. ‘Gördünüz ya
biz aslanlar ne denli uysal milletiz.
Doğru kararınız için sizi bir daha
kutlamak isterim. Siz de huzur
içindesiniz, biz de. Ne mutlu. Yalnız
buraya bunları söylemek için gelmedim.
Büyük bir problemimiz var.'
¬¬¬―‘Nedir?' demiş Boz Öküz merakla...
—‘Şu sizin Uzun Kuyruk' demiş Topal
Aslan. Öyle uzun bir kuyruğu var ki
nereden baksak görünüyor. O kuyruğunu
salladıkça bizim de aklımız başımızda
gidiyor. Gözümüz dönüyor, sürüye
saldırmamak için kendimizi zor
tutuyoruz. Hâlbuki siz öyle ya, hepiniz
normal kuyruklusunuz. Bir onun suçu
yüzünden korkarım hepiniz zarar
göreceksiniz.
Gelin verin onu bize bu konuyu burada
kapatalım. Eskisi gibi barış ve sevgi
içinde iki taraf da hayatını sürdürsün.
Boz Öküz yine istişare yapmış sürünün
ulularıyla. Yine sadece Benekli Öküz
olmuş karşı çıkan. Hepsi de verelim
gitsin demişler. İstişare daha da kısa
sürmüş bu defa. Dışlamışlar Uzun
Kuyruk'u sürüden. Saatler sürmüş
zavallının çırpınışları; ama sonunda o
da yenik düşmüş aslanlara.
Tekrar tekrar yinelenmiş bu olanlar. Her
geçen gün daha da semirmiş
aslanlar. Alabildiğince güçlenmişler.
Öküzlerse her geçen gün daha da
zayıflamışlar, seyreldikçe seyrelmişler.
Aslanlar küstahlaştıkça
küstahlaşıyorlarmış. Artık bir sebebi
bile söyleme gereği duymuyorlarmış.’
―‘Verin bize şu öküzü yoksa karışmayız'
demeye başlamışlar sadece. Zavallı
öküzlerin hayır diyebilecek güçleri
kalmamış. Hepsi birer birer can
veriyorlarmış aslanların pençesinde. Boz
Öküz de aralarında olmak üzere bir kaçı
kalmış en sona. Ne oldu bize, ne zaman
kaybettik bu harbi aslanlara karşı, oysa
ne kadar da güçlüydük? Diye sormuş biri
Boz Öküz'e.
― ‘Biz’ demiş Boz Öküz gözleri nemli ve
sesi pişmanlıkla titreyerek ‘Sarı Öküzü
verdiğimiz gün kaybettik bu harbi...’
Yaşamımızı değiştirmenin tek yolu gerçek
bir karar vermektir. Yaşamdaki, harbi
kaybetmek istemiyorsanız doğru zamanda
doğru kararlar vermelisiniz.
Hedeflerinize ve hayallerinize ulaşma
için güçlü bir silaha sahip
olabilirsiniz. Kendinize olan güveni
böyle kolay bir hedefle
yükseltebilirsiniz. Haydi ya, karar
verin sonuna kadar pes etmeden gereken
bedeli ödeyerek becerinizi faaliyete
geçirebilirsiniz. Ben size inanıyorum.
Siz de yapabilirsiniz… Güçlü bir
kararlılığa sahipseniz devam edelim…
Nlp ile coşkulu yaşam cemal kondu
areskitap alıntı…
|
|
|