kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp,koçluk kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp

BEDENİ HAZIRLAMAK

Öncelikle bedeni yoran temel faktörleri ortaya koyalım... Bedensel açıdan kendini yorgun hisseden bir öğrencinin derse konsantre olması mümkün değildir. Çünkü bedensel problemler, zihnin odaklanma gücünü ve potansiyelini azaltacaktır. Bu durum da dikkat dağılmasına neden olacağından öğrenciden verimli ders çalışması beklenemez. Bedene, dayanabileceği sınırın ötesinde yüklenilmesi, bedeni yoran önemli unsurlardan birisidir. Nasıl mı? Örneğin ders çalışmak için gece uykusunu üç saate indirmek gibi. İnsan vücudu üç saatlik bir uykuyla kendini toparlayamaz. Bu durum insan bedeninin yorgunluğunu atamaması anlamına geldiği gibi, üç saatin dışında devamlı aktif olan bir beden, çökmeye hazırdır. Kendine bu şekilde eziyet eden bir öğrencinin çalıştığı
 
konuları doğru algılaması da beklenemez. Bunun tersi için de aynı şey söz konusudur. Gününün büyük bir bölümünü yatakta uyuyarak ya da uyuklayarak geçiren bir öğrenci, kendini devamlı yorgun ve bitkin hisseder; tıpkı koalalar gibi. Koalaları, herhalde birçoğunuz duymuştur. Koalalar, Avustralya'da yaşayan ve kangurularla akrabalığı olan bir hayvan türüdür. Genelde ağaçların üzerinde günlerini geçirir bu hayvanlar. Ağaçtan indikleri pek görülmez. Koalaların ilginç olan yönleri ise uykuya ve yemeğe olan düşkünlükleridir. Günlük ortalama uyku süreleri 19 saat olan bu hayvanlar, uyumadan önce yaklaşık bir kilo yaprağı afiyetle mideye indirir. Hayatları, yemekle uyku arasında sürüp gitmektedir. Umarım, koalalar gibi bir ömür geçiren öğrenci sayısı azdır!
 

Bedende yorgunluğa sebep olan bir diğer faktör de ders çalışırken uygun beden duruşuyla masaya oturmamaktır. Ders çalışmak için masanın başına geçtiğinizde kendinden bezmiş, bitmiş, tükenmiş bir öğrenci portresi çizmeyin. Çünkü beyin bu duruşu algılar ve ona göre pozisyon belirler. Göğüsleri içe çökmüş, omuzları aşağıda, yüz hatlarından bezmişlik ve tükenmişlik okunan bir öğrencinin çalışacak mecali olmadığını, onu o halde gören herkes anlar. O nedenle beyne doğru mesajları ileten beden duruşuyla masanızın başına oturun. Bunun için düzgün bir soluk alıp, göğüslerinizi ve omuzlarınızı dik konuma getirin. Gözlerinize bakan, kendinize olan inancınızı ve güveninizi bakışlarınızda yakalasın. "Gözler kalbin aynasıdır" demişler. Ben de bu sözü, "Gözler beynin de aynasıdır." diyerek değiştireyim! Ders çalışacak öğrenci masaya oturuşundan, beden duruşundan anlaşılır. Çevrenizdekilere, size baktıklarında ne gördüklerini sorun. İnşallah doğru şeyler görüyorlardır!

 
Organizmayı rahatsız eden bir diğer unsur, göz ile metin arasındaki mesafenin doğru olmamasıdır. Daha önce de belirttiğim gibi bilgilerin büyük bir kısmı göz yoluyla elde edildiği için gözümüzün okunan ya da seyredilen materyale sağlık açısından ideal bir mesafede olması çok önemlidir. Çünkü gözümüz bize, sadece sınav zamanlan lazım değil. Özellikle bazı meslekleri düşünen öğrencilerin (harp okulları, pilotluk gibi) göz sağlıklarını korumaları şarttır.
 
 
Peki gözün rahatsızlanmaması için ne gibi önlemler alınmalı? Öncelikle okuduğunuz kitaba ya da metne olan uzaklığınızı ideal mesafeye ayarlayın. Uzmanlar bunun 30 cm civarında olması gerektiğini ifade ediyorlar. Bu rakam, okunan metindeki yazı karakterine, sayfanın niteliğine göre farklılık gösterebilir. Bir diğer dikkat edilecek nokta, daha önce çalışılacak mekanın düzenlenmesinde de işlediğim, ışığın konumu. Tekrar hatırlatmak için söylüyorum; ışık ne doğrudan göze gelmeli ne de gölgeniz okuduğunuz metnin üzerine düşmelidir. Çalışma sırasında ister istemez göz de yorgunluk emareleri belirebilir. Bu emareleri yok edip gözü dinlendirebilmek için palming yöntemini kullanın. Yani avuçlarınızı birbirine sürtüp ısıttıktan sonra avuç içlerinizi belli bir süre göz kapaklarınızın üzerine hafifçe dokundurun. Bu yöntem, gözünüzü rahatlatacaktır.
 
 
Derse başlamadan önce yapılacak bir diğer şey de yemek vakitlerinin ve çeşitlerinin ayarlanmasıdır. Derse başlamadan en az 40 - 45 dakika önce yemeğinizi yemiş olmalısınız. Bunu daha önce de belirtmiştim; yemekten hemen sonra kanın büyük bir kısmı mide bölgesinde dolaşır. Dolayısıyla beynin en önemli gıdası olan kan da beyne yeterli düzeyde gitmez ve yemek sonrasında bedeniniz hantallaşıp, uyuşur. Bir de yiyeceğiniz yemek çeşitlerine dikkat etmeniz gerekiyor. Güne başlarken mutlaka güzel bir kahvaltı yapın. Sabah kahvaltınızı tost, simit ve benzeri yiyeceklerle geçiştirmeyin. Günlük olarak dört grup besinden de (meyve-sebze, tahıldan elde edilen ekmek gibi yiyecekler, süt ve türevleri, et ve türevleri) yemeye çalışın. Aşırı yağlı ve şekerli besinler organizmayı ağırlaştırır ve olumsuz etkiler. Özellikle akşamları bu tür yiyeceklerden uzak durun. Beslenmenizde sebze ve meyvelere ağırlık verin.
 
 
Bir de zayıflamak için rejim yapmaya çalışan gençlerimiz var. Özellikle bayanlar biraz daha önem veriyor diyet programlarına. Sınava hazırlık yaptığınız sene yeni şeyler denemeye, bedensel dengenizi bozacak türde değişiklikler yapmaya çalışmayın. Biraz toplu da olsanız bedeniniz bu duruma adapte olmuştur. Bedeninizin kurmuş olduğu düzeni bozmanız, sizi hem zihinsel hem de organik açıdan belli problemlerle karşı karşıya bırakacaktır.
 
 
İnsan beyni ayaktayken, oturma pozisyonuna göre daha iyi performans göstermekte, konuları daha iyi algılayabilmektedir. Peki ayakta mı ders dinleyelim diye bir soru aklınıza geliyor olabilir. Özellikle sözel dersleri tekrar ederken ya da arkadaşlarınıza anlatırken bu yolu tercih edebilirsiniz. Okula ya da dershaneye gelip giderken arkadaşlarınızla bilgilerinizi paylaşabilirsiniz. Milattan önceki yıllarda yaşayan, hepinizin tanıdığı ünlü bir filozof olan Aristo, öğrencileriyle gezerek ders işliyormuş. Aristo, gezerek felsefi konuları öğrencilerine aktardığı için onun okuluna peripatos (gezinenler) okulu adı verilmiştir.
 
 
Gelelim ders çalışırken görülen ve esneme belirtileriyle geliyorum diyen uyku meselesine... Bir konuyu çalışırken uykunun gelmesinin belli başlı nedenlerini şöyle sıralayabiliriz: Bir önceki gün yetersiz uyuma, konuya karşı duyulan ilgisizlik, ders çalışılan odanın havalandırmaya müsait olmaması veya aşırı sıcak olması, doğru nefes almayı bilmeme...
Şimdi teker teker bu problemleri ele alalım. Bedenin ve insan beyninin dinlenebilmesi için günlük gerekli olan uyku süresi 6 ila 8 saat arasında değişmektedir. Farklılık bünyeden ve alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, verilen bu rakamların altında uyku uyuyorsanız ders çalışırken uykunuzun gelmesi son derece normaldir. Elinizden geldiğince günlük düzenli bir uyku periyodu izleyin. Aynı saatlerde yatıp, aynı saatlerde kalkmaya çalışın. Bedeninizi sık sık yaptığınız değişiklerle sıkıntıya sokmayın. Sık sık değişen biyolojik saat organizmanın zihinsel aktivitesini de olumsuz etkileyecektir.
 
 
Konuya karşı ilgi duymaya, konuyu ilgi çeker hale getirmeye gayret edin. Bunun yollarını daha önce ele almıştım (görsel malzemeler kullanma, senaryolaştırma vb.). Ayrıca şunu da aklınızdan çıkarmayın ki hoşlanmadığınız konuyu çalışmama gibi bir lükse sahip değilsiniz. Uyuklamaya ya da uykunun gelmesine sebep olan bir diğer faktör de çalışılan odanın havalandırmaya elverişli olmamasıdır. Odanın havalandırılması, beyne yeterli seviyede oksijenin ulaşması için oldukça önemlidir. Odanın ideal bir sıcaklıkta olmaması da uykuya sebep olabilir.
Uykuya veya uyuklamaya sebep olan bir başka faktör ise doğru nefes almayı bilmemektir. Doğru nefes alma, hem beyni oksijen açısından besler hem de stresin bedende oluşturduğu olumsuz etkileri azaltır. Peki doğru nefes nasıl alınır? Aslında hepimiz doğduğumuzda doğru nefes alıyor idik, ancak büyüdükçe ne yazık ki bu işleyen mekanizmayı bozduk. Bebeklere dikkat edin; nefes alırken göğüsleri değil diyafram bölgeleri şişer. Uyuyan insanlara dikkat ettiğinizde de aynı şeyi görürsünüz. Bedenin otomatik düzeni ne zaman devreden çıkıp bizim irademize geçiyor, işte problemler o zaman başlıyor. Doğru nefeste ilk önce diyafram dediğimiz bölge yani karın bölgesinde şişme olur. Eğer ilk önce ciğer bölgeniz şişiyor ise doğru nefes almıyorsunuz demektir.
 

DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@sayginnlp.com
Bu makale şu konularla ilgili olabilir :bedeni hazırlamak - başarı -

Yorumlar