kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp,koçluk kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp

Kendiniz Olun!

Kendiniz Olun!
Varoluşun en temel kurallarından biri şudur: Kendini bul, kendini tanı, kendin ol!
NORMAN VlNCENT PEALE
KENDİNİZ OLUN! KENDİNİZE KARŞI DÜRÜST olun. Buradaki mesele bütünlüktür. Shakespeare şöyle der: "Kendin olmak için, dürüst ol!" Rol yapmayı bırakın. Sahteliği bırakın! Gerçek olun! insanlar, gerçek insanların yakınında olmak isterler!
Kendileri olan insanlar, kendilerini gerçekten iyi hissederler, sağlıklı bir içsel imajları olur ve başkalarının onlar hakkında neler düşündükleri konusunda diğer insanlardan daha az endişelenirler. Hayatı bir macera gibi yaşamayı severler!
Kendinize yapabileceğiniz en büyük yatırımlardan biri, tamamen kendiniz olabilecek kadar kendinizi sevmektir. Kendin olmak, özgüveni yansıtır. Kendinizi sevdiğinizde, birlikte olunması zevkli bir insan olursunuz. Kendilerine olan sevgilerini ifade edebilen insanların yakınında olmak eğlencelidir. Kendilerini olduğu gibi ortaya koyarak hayatlarını yaşayan insanların yakınında olmak eğlencelidir.
Kendinizi sevdiğinizde, başkalarını da seversiniz ve kendinizi sevmeden bunu başaramazsınız! Kendi içinizde sevgi yoksa, olmayan bir şeyi başkalarına veremezsiniz. Sevgi sevgiyi doğurur. Kendinizi sevmeyi öğrenmek, size başkalarını sevmeyi öğretir. "True Love (Gerçek Sevgi)"ın yazarı Daphne Rose Kingma, şöyle der: "Ne kadar çok sevgi verirseniz, o kadar çok sevgi alırsınız; ne kadar çok sevgi alışverişi olursa, o kadar çok sevgi olur; ne kadar çok sevgi olursa, hayat o kadar zevkli hale gelir; hayat ne kadar zevkli olursa, sevgi yaşamak ve nefes almak için o kadar geniş bir atmosfer bulur."
Hayatınızdaki insanları severseniz, sevgi dolu bir insan olursunuz. Eşinizin ya da sizin için önemli başka birinin sizi daha fazla sevmesini istiyorsanız, öğrenmeniz gereken ilk şey sevebilir olmaktır. Daha iyi bir sevgili istiyorsanız, daha iyi bir sevgili olun. Hepimizin sevgi dolu ilişkilere, saygı görmeye, takdire ve sevgiye ihtiyacımız vardır.
Hepimizin çok fazla ortak istek ve ihtiyaçlarımız vardır. Eğer "altın kuralı" uygular ve hayatımızı kendimizi güvenli bir biçimde göstererek yaşarsak, kendimiz olmanın bizi sevgi ortamındaki diğerlerinden çok daha fazla ileri götürdüğünü görürüz.
Başkalarının olmamızı istedikleri insan olmaya çalışmaktan ne zaman vazgeçeceğiz? Belki geri dönüp bu soruyu tekrar okumalısınız. Bu konu için bu soru önemlidir. Başkalarının beklentilerine göre yaşamaya çalıştığınızda, kendinize dev bir sorun yaratırsınız. Bunu yapamazsınız! Bunun karşılanmamış bir beklenti olacağı kesindir. Her şeyden önce, çoğu kimse gerçekte ne istediğini veya nasıl olmanızı istediğini size açıkça söylemeyecektir. Bu yüzden, eğer biriyle nerede olduğunuzu asla gerçekten bilemezseniz, onlarla birlikteyken nasıl olmanız gerektiğini nereden bileceksiniz? Boş verin! Size söyleseler bile, bunu asla başaramazsınız. Başka birinin kafasındaki gibi olamazsınız. Kim olmanızı istediklerinden asla emin olamazsınız, bu yüzden sadece kendiniz olun! Bundan hoşlanmıyorlarsa, sorun kimde? Bu onların sorunu, sizin değil!
Bu, başkalarının duygularına karşı duyarsız olmanız gerektiği anlamına gelmez. Bunun anlamı şudur: Kendiniz olmaya karar verdiğinizde, olduğunuz gibi davranırsınız!
Düşünceli, nazik, sevgi dolu, ilgili, paylaşımcı bir kişilik, taşımakta olduğum kişiliktir. Bu benim seçimimdir! Kendim dışında herkesi memnun etmeye çalışmaktan bıktım. Kendim olmaya karar verdiğimde, hayatımdaki ilginç bir zamandı. Bir süre, bazı insanlar benden pek hoşlanmadılar. Daha önce olduğum kişi alışkın oldukları kişiydi. Şimdiyse, olmak istediğim kişiyi karşılarında görüyorlardı!
Daha önce kendimi başkalarına teslim etmekte olduğuma karar verdim. Arkadaşlarımın yeni ben'e alışması zaman aldı. Hepsinin alışabildiğinden de emin değilim. Daha doğrusu, bazılarının alışamadığını biliyorum. Artık hayatımda değiller. Ve olması gereken de buydu.
İnanıyorum ki, sahte bir şeyi bir mil öteden fark edebilirsiniz! Bunun doğru olduğunu biliyorum, çünkü birini tanımak için o biri gerekir!
Hepimizin içinde biraz "sahte" vardır; yine de, bunu nadiren kendimize itiraf ederiz. Su yüzüne çıktığında ve bir kusur gibi algılandığında, içimizdeki "sahteyi" yönetmeyi öğrenmeliyiz. Kendimize karşı dürüst olduğumuzda, gerçek olmadığımız zamanı biliriz. "Sahteyi" yönetmek, "kendin olmayı" gerektirir.
Kendi baskınızdan kurtulmanın en iyi yollarından biri,
kendin olmaktır! Bu şekilde, gerçekte olmadığınız biri
olmak için endişelenmeniz gerekmez!
Kendiniz olduğunuzda, birçok insan sizden artık ne bekleyeceklerini bilemezler. Bu o kadar da kötü değil! Farklı biçimde davranın. Belli normlara bağlanmanız gerektiğini söyleyen bir kural yok. Yeni şeyler yapın. İnsanlar sizi tahmin etsinler! İnsanlara beklediklerini vermekteki sorun, önceden sezilir olmanızdır. Sezilemeyen olmaya cüret edin! Yaratıcılığınızı kullanın! Hayal gücünüzü çalıştırın ve beklenmeyeni yapın! Rutin davranmayın! Hayat sıradanlıklarla dolu! Hayatınızı sıradışı yaşamaktan ise bir akış doğar!
"Kendin olmak", asla bitmeyen bir süreçtir. Kendiniz olmayı tamamladığınızı düşündüğünüz an, içinizde elden geçirilmesi gereken yeni bir parça bulursunuz. Hayatınızda daha iyi olabilecek alanları keşfetmekte ustalaşın. Olduğunuzdan daha iyi olmak için sürekli bir şeyler yapın!
Kendinizi tanımak, kendinizi "ortaya koymak" cesaretine sahip olmak demektir; kendinizi kırılganlığa açmaktır bu. Eğlenceli değildir! Zordur! Hayatınızı riske atmak demektir! Dost dediğiniz insanlar size arkalarını döndüklerinde, canınız yanar. Ve buna değer! Şimdiki halinden memnun olmayan ve değişmesi gerektiğini düşünen biriyseniz, her zaman değer.
Arkanıza bakmayın. Gözünüzü önünüzdekinden ayırmayın! Acının sadece bir süre için olacağını kendinize hep hatırlatın. Eskilerinin yerine koyacağınız yeni dostlar, sizi ileri doğru destekleyecektir. Bunun yanı sıra, sadece yeni sizi tanıyacaklardır. Daha önce kim olduğunuz ve şu anda taşıdığınız kişilik hakkında kafaları karışmayacaktır.
Peki, ya etkilemek istediğiniz biriyle karşılaştığınızda ne olacak? Buna "kendin olmak" mı, "kendine karşı olmak" mı, yoksa "maske takmak" mı denir? Kendiniz olduğunuzda, kendinizi daima en iyi halinizle sunmalısınız! Böyle bir durumda hissedeceğiniz gerginlik, sizi rahatsız edebilir ama bu, kendiniz olmamak anlamına gelmez. Rahatsız edebilir, çünkü farklıdır. Yeni bir duyguyu deneyimliyorsunuz. Bu şekilde kendiniz olmak için daha fazla çalışmaya ihtiyacınız var. Çalışın! Prova edin! Alıştırma yapın! Bu duruma kendinizi sık sık sokun. Konuşma yeteneklerinizi geliştirin. Eğer gerekiyorsa, gitmeden önce bir "sohbet başlangıçları" listesi hazırlayın. Bunu alışana kadar yapın! Daha fazla siz olana kadar yapın. Diğer birçok şey gibi, ne kadar tekrarlarsanız, o kadar sizden bir parça haline gelir.
Şöyle düşünüyor olabilirsiniz: "Kendim olmadığım zamanı nasıl anlayacağım?" Anlarsınız! İnanın, anlarsınız! Herkes için farklıdır. Örneğin ben; kendimi gerçekten istediğim gibi ifade edemediğimde kendim olmadığımı anladım. İçimdekileri saklıyordum. Kendimi bulandırıyordum. Gerçekte kim olduğumu göstermiyordum. En iyi fikirlerimin bazılarını kendime saklıyordum, çünkü insanların neler düşünebileceklerinden korkuyordum. İnsanların, hakkımdaki gerçekleri anlamalarından korkuyordum. Çok fazla özgüvenim olmadığını anlamalarından korkuyordum.
Söylediklerinizi gerçekten dinleyen insanlar, genellikle
kendinizi kelimelerle nasıl ifade ettiğinizi değerlendirirler. Söylediklerimizle ölçülürüz. Kelimelerinizi dikkatle seçin. Argo kelimelerin, mesleki terimlerin veya kolay hatırlanan ifadelerin arkasına gizlenmeyin. Herkes anlaşılmak ister. Net konuşun. Söylenmesi gerekenleri gerçekten ifade eden kelimeleri dikkatle seçin; düşündüklerinizi ve inandıklarınızı. Küfür yok! Sohbetin seviyesini düşürür ve insanlarda bir daha kolaylıkla silinemeyecek sevimsiz bir etki bırakır!
Siz sizsiniz! Sadece bir tane var! Siz olun! Özgün olmak istiyorsanız, kendiniz olun! Benzerliklerden kaçının! Herman Melville, başarılı bir taklit olmaktansa, başarısız bir orijinalin daha iyi olduğunu söylemişti. Siz eşsizsiniz! Eşsizliğinizin tadını çıkarın! Siz çok özelsiniz! Yüzlesin. Tanrı sizi herkesten farklı yarattı. Gerçekten de türünüzün tek örneğisiniz! Olabileceğinizin en iyisi olmayı, kendinize borçlusunuz! Başka kimseye değil! Sadece kendinize!
Hayatınızı dolu dolu yaşayın! İnsanların hatırlayacağı biri oktn! Burada olmasaydınız, insanlar sizi özler miydi? Flütçünün bütün orkestraya yaptığı katkı, flütçü bulunmadığında eksik olur! Eksik bir şeyler kalır! Belki küçük bir eksik olabilir ama yine de eksiktir! Siz, evren orkestrasındaki özel bir enstrümansınız! Kendi orijinal seslerinizi çıkarın! Çaldığınız parti bir fark yaratmayabilir. Ama özleneceğinizi bilmeniz önemlidir!
Kendiniz olmak, size kendinizi olduğu gibi ifade etme özgürlüğü verir! İnsanların hakkınızda ne düşünecekleri endişesinden kurtulmak, harika bir duygudur. Sonunda, insanların zaten düşüneceklerini düşündüklerini anladım! Ne desem farketmeyecek!
Bu konuda endişelenmek, sizi delirtir! Kendinizi olduğunuz yerde tutmak yeterlidir. Kendinizi saplanmış tutmak yeterlidir; olabileceğiniz ve gerçekte olduğunuz kişiye bir adım bile yaklaşmadan. Sadece kendiniz olun! Başkalarının ne düşüneceklerini dert etmeyin. Ne düşüneceklerse onu düşünecekler zaten ve bu konuda siz hiçbir şey yapamazsınız!
Sadece kendine güven, o zaman nasıl yaşayacağını bilirsin.
GOETHE
Diğer insanlar sersemler gibi ortalıkta dolaşırken, kendiniz olabilecek kadar kendinize güvenin! Haydi yüzleşelim; bazı insanlar sersemdir! Provoke etmeye, kışkırtmaya niyetlendikleri şeyleri yaparlar, saldırırlar, başkalarını galeyana getirirler. Bazı insanlar kaosu davet eden şeyler yaparlar! Başkalarının duygusal yıkımlarına neden olmaktan hoşlanırlar. Kötü haber şu ki, neden onlar değildir. Herşeyi yapabilirler ama nasıl cevap vereceğiniz sizin seçiminizdir. Üzüntünüzün nedeni olamazlar. Üzülmek, bir tercihtir. Nereye bağlı olduğunu bilmezlerse, insanlar keçinizi alamazlar!
Sevgiyle karşılık vermeyi öğrenin. "Ne! Sevgiyle mi dedin?" Evet! İnsanların bu tür şeyleri kendi güvensizlikleri yüzünden yaptıklarını anlayan ve ilgilenen biri olun; kendi özgüven eksikliklerinden; ilgi odağı olma ihtiyaçları yüzünden. Rahibe Teresa şöyle der: "Harika şeyler yapamayız; tek yapabileceğimiz sevgiyle örülmüş küçük şeylerdir." "Peki," dersiniz, "Bunu nasıl yapacağım?"
Kendi adıma işe yarayan bir yöntemim var. Siz de deneyin! Kolay değildir. Sadece yazması kolaydır. Konuşması kolaydır. Ama işin sırrı eylemdedir! Bu, gerçekten cesaret ister! Olması zor biri olmanızı gerektirir! Ama yapılabilir! Gerçekten mümkündür. İşte şöyle!
İnsanlara, bir sırları varmış gibi bakmayı öğrenin! Ya kim olduklarını bilmiyorsanız? Ya bir sersem olduğunu bilmiyorsanız? Bir sersem gibi hareket etmesini bekler misiniz? Muhtemelen hayır. Kim olduklarıyla ilgili önyargılarınızı bir kenara bırakır ve daha çok gerçek kişiliklerine bakmaya çalışırsanız, nasıl bir insanla karşılaşabilirsiniz? Bütün maskelerin ardında, herkes gibi sevilme ihtiyacı duyan bir insan vardır. Bunu onlara verin. Sersem olduklarında, onları sevin. Kolay değil! Yine de yapın! Algıladığınızdan ziyade, gerçek kimliğini överek insanları destekleyin.
Bazen insanlar sersem gibi hareket ettiklerinde, ne kadar sersem olduklarını kendimize söyler dururuz. Neden bir değişiklik yapıp onları dinlemiyoruz? Gerçekte söylemeye çalıştıkları şey ne acaba? Gerçekte kim olmaya çalışıyorlar? Kendinize sorun: "Ben kimim de onları sersem olarak yargılıyorum?" Gerçekte ne söylediklerini dinlemeye çalışmamız, kendimiz olmak konusunda bize yardımcı
olur muydu?
Elbette herkes, bunun işe yaramayacağı birini tanır. Sersemlerin her zaman sersem olduğunu hepimiz biliriz! Değil mi? Yine de, sersemlerin bile zayıf anları vardır. Sersemlerin bile zırhlarında çatlaklar vardır. Bazen, sizin kendilerine başkalarından farklı davrandığınızı anlarlar. Onlara bir sırlan varmış gibi bakmaya çalışmazsanız, bu yeni ve heyecan verici yöntemle kendiniz olmakla, onların hayatında yaratacağınız farkı asla bilemezsiniz!
Elbette her zaman işe yaramayacaktır. Herkeste istenen sonuçları alamazsınız. Yine de, bir iz bıraktığınızda, onlara karşı nasıl davrandığınızı unutmayacaklardır. Bu şekilde kendiniz olmaktan asla korkmayın. Yanılmaktan korkmayın. Periyodik yanılgılar, düzelmeyi getirir. Bu, sürecin bedelidir. Ne kadar çok yaparsanız, o kadar iyi olursunuz. Ama şöyle diyebilirsiniz: "Bu bana uymuyor! Bunu yapabileceğimi sanmıyorum!" Anlarım! Gerçek şu ki, onlara diğerlerinden farklı davranacak cesaretiniz varsa, size farklı davranabilirler! Daha önce de dediğim gibi; "Ya işe yararsa?" Ne kaybedersiniz?
O adamdan hoşlanmıyorum; onu daha iyi tanımak zorunda kalacağım.
Abraham Lincoln
Yıllar önce, şehrimdeki bir iş yöneticisi beni aradı ve öğle yemeği için randevu istedi. Geçmişte, onu sersemlerin sersemi olarak tanımıştım! Böyle düşünenin bir tek ben olmadığımı desteklemek için kanıtlarım da vardı. Kasabadaki bütün insanlar ondan bahsediyorlardı. Birinin, yaptığı iyi bir şeyden bahsettiğini nadiren duyuyordum. Konuşmalar hep olumsuzdu. Şöyle düşündüğümü hatırlıyorum: "Bir öğle yemeğimi neden böyle bir sersemle geçireyim ki?" Birden, bir gün önceki seminerde insanlara bir sırları varmış gibi bakmayı öğrenmenin önemi hakkında konuştuğumu hatırladım. Bunun gerçek bir sınama olabileceğine karar verdim. Yakınında olmak istemediğim birkaç kişi vardı ve o da bunlardan biriydi.
Cep takvimimi çıkardım ve cevap verdim: "Tabi, Jim. Bu senin seçimin. Ne zaman ve nerede yemek istersin?" Bunu söylediğime ve öğle yemeği için randevulaştığımıza inanamıyordurn. Bunun, bahsettiğim şey hakkında gerçekten de başka bir örnek fırsatı olabileceğine karar verdim. Sorundan daha büyük olmayı seçmiştim! Kendimi psikolojik olarak hazırlamak zorundaydım. O kişiye bir sırrı varmış gibi bakarsam, ardında nasıl bir kişilik bulacağımı düşünerek heyecanlanıyordum! Kolay değildi. Bir o-yun gibiydi. Önemli bir işadamıyla, muhteşem bir öğlen yemeğini hayalimde canlandırıyordum. Onun sersem gibi davranmasını sağlamak için neler yapmam gerektiğini düşünmeye başladım. Söyledikleriyle ilgilenen bir insan olmalıydım. Sorabileceğim soruların bir listesini yaptım. Bir soru sorduğumda, söylediklerine dikkatimi verecektim. Cevaplarını dinleyerek, bir sonrakinde ne söyleyeceğimi öğrenecektim. Onu gerçekten dinleyecek ve söylediklerini duyacaktım.
Onunla kötü bir başlangıç yapmak benim için oldukça kolaydı. Sonuçta ne mal olduğunu zaten biliyordum, öyle değil mi? Onu her zamanki gibi dinleyebilir, şu şekilde biten önceki sohbetimizi hatırlayabilirdim: "O bir sersem ve bedava bir öğle yemeği dışında kazanabileceğim hiçbir şey yok!"
Yemek günü geldi. Ama tanıdığım o sersem yemeğe gelmedi! Bir diğer sıcak, nazik, anlayışlı insanla harika bir yemek yedim. Aynı görünüyordu ama benim tutumum değiştiğinden, onun tutumu da farklıydı. Konuşma işlerimin nasıl gittiğini sorduğunda, onu dinledim. Geçmişte, bunun havadan sudan bir sohbet olduğunu biliyordum. Onun gerçekten ilgilendiğini farz ettim. ve ona göre cevap verdim. Onun işinden bahsettik. O dönemdeki en büyük fırsatının (sorunun) ne olduğunu benimle paylaşıp paylaşamayacağını sordum. Eğitimim, ortam için idealdi. Ona
bir teklif getirmemi istedi. Benimle yemeğe çıkmak istediğinde, şirketindeki insanların eğitimi için bir teklifte bulunacağını düşünmemiştim. İki hafta içinde, bölgesel satış konferanslarında asıl konuşmacıydım ve oldukça iyi para ödediğini de eklemeliyim. Eğer daha önceki yargılarımla hareket etseydim, böyle bir fırsatı kesinlikle kaçıracaktım. Unutmayın; bu, sersemlerin sersemiydi! Gerçek bir şeyi denedim! Ve bakın neler oldu! Sonuç inanılmazdı! İnsanları sersem gibi görmek, bir tercihtir. Olağan tutumları sersem gibi davranmaktır; ama siz bilinçli olarak tutumunuzu değiştirdiğinizde, gelen karşılık da farklıdır. Düşüncelerimdeki değişiklik, bütün ilişkiyi değiştirmişti! Daha sonrasında Jim'i bir daha sersem olarak görmedim. Arkadaşız. Bazen sersem gibi davrandığı oluyor ama hepimizin olmuyor mu? Benim tercihim, onu bir sır gibi görmeye ve arkadaşlığımızın gelişmesine izin vermek! İnsanlara bir sırları varmış gibi bakmayı öğrenin!
Bunu denemek için diğer bir güzel yer de, eşinizle ya da hayatınızdaki başka önemli bir insanla ilişkinizdir. İlişkilerinizde eksik olan şeyleri dinlemeyi öğrenin. Baylar, karınıza bir sır gözüyle baksaydınız ne olurdu? "Ne demek istiyorsun? O zaten öyle!" Haydiii! Bazı kadınlar erkeklerin sersem olduğunu düşünürler! Aşağıdaki fikri dikkatle izleyin! İlişkinizi kesinlikle iyi yönde etkileyebilir.
Ya kim olduğunu biîmeseydiniz? Onunla ilk kez karşılaştığınızı düşünün. Böyle bir bilmemeden bahsediyorum! O zaman tanımıyordunuz ve yaptıklarınızı yaptınız. İşe yaradıysa, yine yapın! Yaptıklarınızı şimdi yapmak, ilişkinizde bir büyü etkisi yaratabilir. Şimdi yaptığınızda, bu karınızın beklemediği birşey olur; çünkü onu etkilemeye çalışmadığınızı, bunları istediğiniz için yaptığınızı düşünecek. Bu iki şekilde işe yarar... erkeklerde ve kadınlarda! Bir ilişkide başarıyı nasıl hecelersiniz? D-İ-N-L-E!
Sözüm sadece erkeklere değil. Ya kocanızın her akşam eve gergin ve çok yorgun geleceğini bilmeseydiniz? Onu şaşırtın. En sevdiği içeceklerle onu kapıda karşılayın, ayakkabılarını çıkarın ve ayaklarına masaj yapın. Mum ışığında birlikte yemek yiyin ve neler olacaksa olsun! Hayal-gücünüzü kullanın. Bu "sır" şeyi, ateşinizi tekrar alevlendiren bir kıvılcım olabilir!
Ve çocukları da unutmayalım. Bazen çocuklarımızın kimler olduğunu bildiğimizi düşünürüz. Ya bu doğru değilse? Onlara bir sırları varmış gibi bakarsanız ne olur? Yaramazlık yaptıklarında onların sadece çocuk olduklarını düşünür ve yaptıklarının bizim verdiğimizden fazla anlamı olmadığını düşünürsek?
"Uslu olacaksın, duydun mu?" yerine neden "Bugün eğlen tatlım! Güvenli yer olan kaldırımda oynamaya dikkat et!" Genellikle beklediğinizi alırsınız. Eğer çocuklarınızın iyi çocuklar olarak büyümelerini bekliyorsanız, sizi hayal kırıklığına uğratmayacaklardır. Eğer yoldan çıkacaklarından endişe ediyorsanız, endişe ettiğiniz şekilde yoldan çıkacaklardır! Çocuklarınıza biraz güvenin. Onlar, siz aynı yaştayken olduğunuzdan daha akıllılar!
Bu "sır" şeyi işe yarar. Sizin için işe yaramasını istiyorsanız, kendiniz olun yeter. Sonuçların hızı karşısında hayrete düşeceksiniz! Hayatınızdaki sersemler kaybolacak! Bu bir mucize değil mi?
Kendiniz olmak, yakın kişisel ve mesleki ilişkiler kurabilecek kadar kendinize güvenmektir. Kendinizi güvenle böyle bir ilişkiye sokana kadar, bu tür ilişkilerin mümkün olabileceğine inanamazsınız. İnsanlar onlara güvendiğinizi bilsinler. Onlarla güven hakkında konuşun.
Güven genellikle korkutucudur. İnsanların kendi kararlarını almalarına, kendi yargılarını izlemelerine ve güvenin yarattığı açıklık içinde yollarını bulmalarına izin vermektir. Bu, güvenin yakıcı testidir. Güven, kırılganlık gerektirir. Risklidir! Uçlarda yaşamanızı gerektirir. Gerçekten insanlarla olmak için fırsatlar yaratır. Burada sahteliğin yeri yoktur!
Güven, anda yaşamayı getirir. Anda olun! İlişkilerinize herşeyi verecek kadar kendinize güvenin ve devam e-dip etmeyeceği konusunda daha az endişelenin. Ancak enerjinizi anbean onu beslemeye odaklarsanız ilişkiniz devam eder! Sürüp sürmeyeceği konusunda endişelenmeye enerjinizi odaklarsanız, şimdi gereken enerjiyi bulamazsınız. Bir ilişkiyi beslemek eylemdir, kader değil. İstediğiniz şey üzerinde çalışmalı ve ilişkinizde güven istiyorsanız bunu devamlı yapmalısınız. Sürekli kaybetmeyi düşünürseniz, kazanamazsınız!
Güven, harika olasılıklardan oluşan yeni bir set yaratır. Güvenden doğan olasılıklar, ilişkideki engelleri ortadan kaldırır ve dürüst, açık iletişime yönelir. Yani, kendinize güvenmeyi öğrenmelisiniz. Yakın kişisel ve mesleki ilişkiler kurabileceğinizi bilecek kadar kendinize güvenirseniz, herşey yoluna girecektir!
Burada inanç, bir bahsi hak ediyor. Belki kendinize güvenmeden önce, kendinize inanmayı öğrenmelisiniz. Başkalarıyla açık iletişime girmek için isteksiz olduğunuzda, belki kendinize güvenmeyi öğrenene kadar bu derste sizi destekleyecek, size inanıp güvenecek birini aramalısınız. Unutmayın, sahip olmadığınız bir şeyi başkalarına veremezsiniz. Garip olan şu ki, kendinize güvenmezseniz, başkaları da size güvenmez.
Güven kolay bir ders değildir ama en ödüllendirici olanlardan biridir. Size, üzerinde düşünecek bir dizi yeni olasılık sunar. Ve siz de seçimleri yaparsınız! Heyecanlı değil mi?
Güven olmadan, koşulsuz sevgi olmaz. Kol genişliğinde güven, işe yaramaz. Güven eksikliği engeller yaratır. Güven olmayan bir ilişki, korunaklıdır; kişiler arasında kendini ifade olmaz. Bir ilişki, koşulsuz sevgiyle yaşam bulur ve güven onu en zorlu fırtınalardan geçirebilir. Yüksek seviyede ifade duygularına izin verdiğimizde, samimiyet artar.
Bazen güven "işi oluruna ve Tanrı'ya bırakmaktır!" Robert Schuller'm dediği gibi; "Yeni bir itki keşfedin... güven!"
Kendiniz olmak, kendinize güvenmektir. Yapılması gerekeni yapacağınızı, söylenmesi gerekeni söyleyeceğinizi, olması gereken olacağınızı bilecek kadar kendinize güvenmektir. Kendi içinizdeki bütünlüğe güvenmektir. İçinizden gelen sesi dinleyebilecek kadar kendinize güvenmektir.
Sezgileriniz daima doğrudur! Sadece, onları dinlemediğimizde ve kendi adımıza en iyi olduğunu "düşündüğümüz" şeyi yaptığımızda yanlıştır. İçsel sesiniz, size alışkın olmadığınız bir şekilde hizmet eder. Onu dinleyerek ve asla sizi yanıltmayacağına güvenerek onu geliştirebilirsiniz. Güven içinizdedir! Sesi dinleyin! Gerçek, ona kimse inanmasa bile değişmez. Sizi yolda tutar! Odağınız bozulmaya başladığında size haber verir.
Kendinizi kendiniz olmaya bıraktığınızda, kendinize karşı gerçek olursunuz. Gerçek, asla kim olduğunu unutmaz. Her zaman aynıdır. Sadece odur! Gerçeğin, sahtecilikten daha kolay ve kazançlı olduğunu anladığınızda, olmaya çalıştığınız kişiliği bırakıp kendiniz olursunuz.
Albert Schweitzer şöyle der: "Yüzeysel yaşarsanız, ruhunuz acı çeker. İnsanlar kendi iç dünyalarını araştırırken zamana ihtiyaç duyarlar. Çoğu insanın kişisel farkındalıklarına ulaşamamaları acıdır. Ve sonunda, nihayet içsel seslerini duyduklarında artık dinlemek istemezler."
Kendinizi dinlemeyi, sezgilerinizi dinlemekle karıştırmayın. Kendinizi dinlediğinizde, yoldan çıkıyorsunuz demektir. Durun! Kendinize ne söylediğinizi dinleyin! Zaten bildiğiniz birşey hakkında mı konuşuyorsunuz? Öyleyse, yine kendiniz konuşuyorsunuzdur. Sezgiler, size bilmediğiniz bir alanda tavsiye verirler! Kendinizi dinlemek, bugün olduğunuz yere bakmaktır. Bulunduğunuz yer karmaşık veya daha iyi olabileceğini düşünüyorsanız, bir sonraki adımınız bu kargaşadan çıkmak ya da durumunuzu düzeltmek için ne yapmanız gerektiği konusunda sezgilerinizden cevap beklemektir. Çirkin gerçek şu ki, hayat dilinizin ucundadır. Birşeyler, siz söylediğiniz için olur.
Korkmak, sizi geri tutar. Dr.Robert Anthony, korkunun sizi sezgilerinizi dinlemekten alıkoyan bir zihinsel konuşma olduğunu söyler. Sezgilerinizi dinlemeyi öğrendiğinizde, içinizde bulunan ve sizi en zor zamanlardan geçirecek güçlü bir kılavuza güvenmeyi öğrenirsiniz. Sezgilerinize güvenmeyi öğrenin. Daima doğruyu söyler! Bazı insanlar, sezgilerinizin Tanrı'nın sesi olduğunu ve dinlemeyi öğrenmemiz gerektiğini söylerler!
Kendiniz olun. Kendin olmak, bulaşıcıdır. Başka insanlar sizin kendiniz olmaktan ve hayatı yaşamaktan zevk aldığınızı gördüklerinde, onlar da bunu isterler! Hayatınızı, başkalarına örnek oluşturacak şekilde yaşayın! Ek olarak, hayatınız başkalarını biraz daha kendileri olmaları için esinlendirecektir. Kendileriyle barışık, kendilerinden memnun, kendilerini seven insanların yakınında olmak eğlencelidir. Kendin olma alıştırması, gerçekçiliği ön plana almayı gerektirir! Gerçekçi olun! Kendiniz olun! Cesaret ister! Çok fazla çalışma ister ama ilişkilerinizde, işinizde ve hayatınızda hiç beklemediğiniz kapıları açabilir.
Başkalarıyla birlikteyken yaptığınız ve yapmazsanız kendinizi daha iyi hissedeceğiniz şeyleri yazınız!
"Kendin olmak" sizin için ne anlama geliyor?
Daha fazla "kendiniz olmak" için kendinizde yapabileceğiniz bazı değişiklikler neler olabilir?
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@sayginnlp.com
Bu makale şu konularla ilgili olabilir :kişisel gelişim - kişisel başarı - bireysel gelişim - -

Yorumlar