| |
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
NLP |
Hızlı Okuma |
Hafıza Güçlendirme |
Koçluk |
Hipnoz |
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
| |
|
Çok fazla çam devirmesi yani
patavatsızlık yapması suç olsaydı,
müebbede mahkûm olan bir suçlu olurdu;
ama kendini geliştirme adına hırsıyla
hafifleten nedenlerden dolayı serbest
kaldı. Onun için en iyi suç kişisel
gelişimin her alanında çok şey
bilmesidir.
1997 yılının başları olsa gerek Cemal
Bey ile tanışmamız… O zamanlar kendisini
tanımaya başladığımda hayalperest
olduğunu düşünmüştüm. Söylediğim her şey
için “sorun değil, halledilir” demesini
açıkçası hazmetmekte zorlanıyordum.
Nasıl bu kadar esnek davranabildiğini
bir türlü anlayamıyordum. Bir gün bana
“on yıl sonra kendini nerede
görüyorsun?” diye sormasından sonra,
güzel bir dostluk kurduk. Daha sonraki
günlerde de her fırsatta ofisine uğramak
için zaman yaratmaya başlamıştım; çünkü
farklı bir atmosfer vardı. Kişisel
gelişim konusunda yapılan çalışmalar gün
geçtikçe dikkatimi daha çok çekiyordu.
Bir şeyler yapmaya karar verdim ve ben
de çalışmalara katılmaya başladım.
Anlayarak hızlı okuma seminerleri
olduğunu öğrendim ve ilk fırsatta da bu
seminerlere katılmaya başladım.
Katıldığımda okumaya olan açlığımı
gidereceğimi sanıyordum. Oysaki insan
daha çok okudukça daha da aç olduğunun
farkına varıyor; çünkü suyun kuyudan
taşmasını beklemek hem insanı miskinliğe
iter, hem de bu olasılığı düşük bir
düşüncedir. Bunun yanında kuyunun dibine
bir dalgıç pompa yerleştirip suyu en
serin, en taze ve en dibinden çekmek
nasıl bir doygunluk hissi verir, bunun
yanıtını da sizlere bırakıyorum.
Her şey çok güzel gitmeye başlamıştı ki,
2000 yılında askerlik problemi
dolayısıyla kişisel gelişime ara vermek
zorunda olduğumu fark ettim. Öğrendiğim
ve uygulamaya başladığım her şey
avuçlarımdan kayıp gidecekti bu süreç
içerisinde. Kişisel gelişimi bir kenara
bırakıp askerlik sorununu sorun etmeye
başlamıştım. Bu benim için çok büyük bir
problemdi. Karşımda gerçek olarak
duruyor, her aklıma geldiğinde beynimi
kemiriyordu. Artık yapılacak bir şey
yoktu, her şey buraya kadarmış dedim.
Tüm işlerim, anlaşmalarım, ekonomik
durumum tamamen felce uğramıştı. Sonra
Cemal Beyin ofisinde aldım soluğu ve ilk
başlarda karşı karşıya kaldığım soruya
benzer bir soruyla karşılaştım. “İki yıl
sonra nasıl bir Serdar görüyorsun?” Bu
sorunun üzerine ikinci bir şok
yaşamıştım ve sonra çivinin çiviyi
söktüğünü fark ettim. Şoku üzerimden
atmış ve daha da olgun davranmaya
başlamıştım. Düşündüm, taşındım. İki yıl
sonra ya askerlik sorununu halletmiş,
hayata daha gerçekçi gözlerle bakan
Serdar BALCI’ yı görmek istediğime karar
verdim. Bunu bir tümör gibi besleyip
ileriye dönük her planda duvara çarpan
bir resim gibi görecektim iki yıl
sonraki Serdar BALCI’ yı.
Sonunda kararımı verdim. Askere gidip
gitmeme konusuna değil, bu konuyu
büyütüp büyütmemem konusunda. Korktuğumu
fark ettim ve böyle bir durumda olmanın
acizliğine, gülerek bir tepki verdim.
Çünkü bazı korkular var, savaşılması
gereken bir şeyler var, yalnız hepsinden
önemlisi ortada büyük bir sorun var; o
da nasıl bir savaş stratejisi
geliştirileceği… Gidip teslim olduktan
sonra sanki dönüşte hiçbir şeyi yerinde
göremeyeceğimi düşünüyordum, hatta daha
da ileri gitmiştim; yaşamın bir
kesintiye uğrayacağını düşünüyordum. Ne
zaman ki 5600 kişi içinden bir tek ben
bilgisayar programcısı çıktım, o zaman
anladım Cemal Bey’in neden “unutma ki
her sorun bir fırsattır, sorunla
boğuşmadan fırsatı yakalayamazsın”
cümlesinin benim için ne kadar büyük bir
anlam taşıdığını. İnanılmaz derecede
rahatlıkta bir buçuk yıllık bir deneyim
yaşadım.
Günlük tüm işlerimi halleder etmez,
bıraktığım sigara parasıyla aldığım
gelişim kitaplarını okumaya ve
uygulamaya koyuluyordum. Öyle bir an
gelmişti ki, komutanların özel
sorunlarını bile dinlemeye ve onlara
çözüm üretme yönünde stratejiler sunmaya
başlamıştım. Yani anlayacağınız terhis
olup İskenderun’u terk edeceğim güne
kadar bine yakın insan tanımıştım ve bu
müthiş bir haz veriyordu.
Bu deneyimimle bazı şeylerin daha iyi
farkına varmıştım. Her sorunun aslıda
bir fırsat olduğunun… Şu anda biliyorum
ki sorunlarımız biz onu büyüttüğümüz
kadar büyüktür. Ne zaman ki onlardan
daha büyük olduğumuzu gördük, ağdaki
balık gibi çözüm de bizim için o derece
garanti olur.
İzmir’e döner dönmez ilk işim NLP
Practitioner ve NLP Master Practitioner
sertifikalarımı almak oldu. Şimdi ise
hedeflerime ulaşmadaki sisli havayı
büyük bir oranda dağıtmış emin adımlarla
ilerliyor ve beynimi bilgi ile
besliyorum. Artık on sene sonrasını
netleştirdim!
Şu anda yüzlerce insanı motive ediyor ve
eğitimler veriyor. Birçok kitap
çalışmasını da diğer yoğun işlerinin
arasında yürütmeye çalışmaktadır.
|
|
|
 |
 |
|
|