• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

Kısa Çocuk Masalları

Kısa Çocuk Masalları
Kısa Masallar
Share on Tumblr

ÇİZMELİ KEDİ - Günlerden bir gün, herkes gibi, değirmenci de öldü. Üç oğluna babalarından kala kala bir değirmen, bir eşek ve bir kedi kaldı. Ne noter istediler, ne de savcı. Babalarından kalan bu malı aralarında hemen paylaştılar. En büyüğü değirmeni, ortancası eşeği aldı. En küçüğünün payına da sadece kedi kaldı.

O kendisine düşen bu payı çok az buluyor ve şöyle diyordu: "Ağabeylerim birlikte çalışıp hayatlarını rahatça kazanacaklar; ben ise, bana düşeni yedikten ve postundan bir külah yaptıktan sonra neyim kalacak? O zaman açlıktan ölmeyi bekliyeceğim. Bu sözleri duyan kedi, ağırbaşlı bir tavırla sahibine şöyle söyledi:

— Siz hiç tasalanmayın. Çalılıklara gitmem için bana bir torba verin ve bir çift de çizme yaptırın. Sözlerinizin doğru olmadığını göreceksiniz."

Sahibi, daha evvel kendinin fare tutarken yaptığı çevik hareketleri, ayakları üzerine eğilişini ve ustalıkla saklanışını görmüştü. Bunun için kendisinden istekte bulunan hayvanı kırmadı.

Kendi isteklerine kavuşunca, çizmeleri giydi, torbasını boynuna astı, ön ayakları ile torbanın ağızındaki ipi yakaladı ve tavşanların çok bulunduğu çalılığa gitti. Torbasına marul ve kepek koymuştu. Ölmüş gibi yere upuzun yatarak hileleri henüz bilmeyen birkaç toy tavşan yavrusunun gelip torbasına koyduğu şeyleri yemesini bekledi. Çok geçmeden, şaşkın bir tavşan yavrusu torbasına girdi, usta kedi hemen torbanın ağzındaki ipleri çekti, böylece torbanın ağzı büzüldü, tavşan yavrusu içinde kaldı. Kedi onu hiç acımadan öldürdü.

Çizmeli Kedi avını böylece yakaladıktan sonra, sevinç içinde o ülkedeki kralın sarayına gitti. Kralın huzuruna çıkıp önünde saygı ile eğildikten sonra, avladığı tavşanı krala sunarak şöyle dedi:

— Majestelerine bu tavşanı Carabas Markisi gönderdi (Kedi bu ismi sahibine kendisi yakıştırmıştı). Kral ona şöyle cevap verdi:

— Efendine çok memnun olduğumu ve teşekkür ettiğimi söyle.

Başka bir defa, kedi gitti bir buğday tarlasına sakladı. Torbasının ağzını açtı, öylece bekledi. Biraz sonra, iki keklik gelip torbanın içine girince, ipleri çekti ve ikisini de yakaladı. Bunları da götürüp krala sundu. Kral keklikleri büyük bir memnuniyetle kabul etti ve ona biraz para verdi.

Kedi iki üç ay süreyle hep böyle yaptı. Yakaladığı avını, sahibi tarafından gönderildiğini söyleyerek gidip krala sundu.
Günlerden bir gün, Kedi kralın kızı ile birlikte ırmak kenarında gezintiye çıktığını öğrendi. Bu kız dünyanın en güzel prensesi idi. Kedi bunu öğrenince sahibine dedi ki:

— Size  vereceğim  öğütü dinlerseniz,  zengin  olacaksınız. Gidip ırmakta size göstereceğim yerde yıkanacaksınız. Sonrası kolay, onu bana bırakın.

Uydurma Marki kendisinin öğütünü dinledi. Ama bunun neye yarayacağını bilmiyordu. O yıkanırken, kral oradan geçiyordu, kedi bunu görünce bütün kuvvetiyle bağırmağa başladı:

— Yetişin, yetişin. Carabas Markisi boğuluyor!

Bu çığlık üzerine, kral arabasından başını uzattı, kendisine birçok kez av getiren kediyi tanıdı ve muhafızlarına, çabucak

Markinin yardımına koşmalarını emretti.

Marki ırmaktan çıkarılırken, kedi kralın arabasına yaklaştı ve ona efendisi yıkanırken, hırsızların gelip elbiselerini çalmış olduklarını söyledi. Gerçekte, kedi bunları kocaman bir taşın altına saklamıştı. Kral, hemen subaylarına kendi elbise dolabından en güzel elbiselerinden birini alıp getirmelerini ve Markiye vermelerini emretti.
 
Kral markiye çok nazik davrandı. Marki getirilen elbiseleri giyince, kralın kızı onu çok yakışıklı buldu. Kral onu arabasına aldı ve birlikte gezintiye devam ettiler. Fikrinin gerçekleştiğini gören kedi, sevinç içinde kralın önünden yürüdü ve yolda rastladığı ot biçen köylülere dedi ki: "Ey ot biçen köylüler, size bu toprakların kimin olduğu sorulursa, Carabas Markisinindir diyeceksiniz. Böyle söylemezseniz, kıyılmış et gibi balta ile parçalarım."

Arkadan gelen kral, orakçılara bu çayırın kime ait olduğunu sordu. Orakçılar hep birden: "Carabas Markisinin" dediler.

Çünkü kedi onları önceden korkutmuştu. Kral Markiye dönerek:

— Şurada da güzel bir tarla var, dedi. Marki krala şöyle cevap verdi:

— Majeste gördüğünüz o tarla her yıl bol ürün verir. Kurnaz kedi, daima önden gidiyor ve rastladığı ekin biçen
köylülere: "Ey ekin biçen köylüler, size bu buğdayların kimin olduğu sorulursa, Carabas Markisinin diyeceksiniz. Böyle
söylemezseniz, sizi et kıyar gibi kıyarım."

Kral bir müddet sonra arkadan gelip buğday biçen köylülere bu buğdayların kime ait olduğunu sordu; hasatçılar hep birden: "Carabas markisinin", dediler.

Bunun üzerine kral markiye daha fazla değer verdi. Kedi böylece hep önden giderek rastladığı kimselere aynı şeyleri söylüyordu. Kral, Markinin bu kadar geniş toprağa sahip olmasına şaştı kaldı.

Çizmeli Kedi, sonunda güzel bir şatonun önüne vardı. Bu şatonun sahibi bir devdi ve zenginlikte benzeri yoktu. Çünkü, kralın geçtiği ve köylülerin markiye ait olduğunu söyledikleri toprakların hepsi bu şatoya bağlı idi. Kedi. devin neler yapabileceğini öğrenmek istiyordu. Şatoya gidip devin huzuruna çıktı ve ona:
 
— Şatonun yanından geçerken, kabul ederseniz, size saygılarımı sunmaya geldim, dedi. Dev kediyi güler yüzle karşıladı. Kedi bundan cesaret alarak ona:

— Bana, sizin her.çeşit hayvan şekline girebildiğinizi söylediler. Örneğin, acaba bir aslan ya da bir fil şekline girebilir misiniz diye doğrusu çok merak ediyorum.

Dev ona:
— Doğru söylemişler, aslan şekline gireceğim, bunu size de göstereceğim dedi ve hemen bir aslan oldu.
Kedi karşısında bir aslan görünce çok şaşırdı. Hemen bir su borusuna sıçradı ve dama çıktı. Ayaklarındaki çizme sayesinde kolayca ve korkusuzca yaptı bu hareketi.
Bir müddet sonra, devin tekrar eski sekline döndüğünü görünce, aşağı indi ve çok korktuğunu söyledi. Bu kez kedi dev'e:

— Bana, sizinden küçük bir hayvan şekline bile girebildiğinizi söylediler; ama buna pek inanmadım. Acaba bir fare şekline girebilir misiniz diye çok merak ediyorum. Doğrusunu isterseniz, bunu yapabileceğinizi hiç sanmıyorum, hatta imkansız görüyorum.

O zaman dev: "İmkansız ha! Şimdi görürsünüz", dedi ve hemen döşeme üzerinde zıplayan bir fare oluverdi. Kedi bunu görünce üzerine atladı ve yedi.

Arkadan gelen kral, geçerken devin bu güzel şatosunu gördü, ziyaret etmek istedi. Kedi araba gürültüsünü duyunca, koşup geldi ve kralı karşıladı:

— Majesteleri Carabas Markisinin şatosuna hoş geldiler, şeref verdiler.
Kral Markiye dönerek:

— Demek bu şato da sizin. Civarda gördüğüm binaların en güzeli bu. Lütfen içine girip bir bakalım.
-    Marki elini prensese uzattı ve önden giden kralı izlediler. Büyük bir salona girdiler. Bu salonda, üzerinde her çeşit yemek
 bulunan bir sofra vardı. Bu sofrayı, dev kendisini ziyarete gelen dostları için hazırlanmıştı.

Kral ile kızı, Markinin zenginliğini görünce hayran kaldılar. Sonunda kral, Markiye damadı olmasını teklif etti.
Marki kralın önünde saygı ile eğildi, kızı ile evlenmekten şeref duyacağını bildirdi. Aynı gün prensesle evlendi.
Çizmeli Kedi de şatoda saygıdeğer bir kimse oldu ve o günden sonra farelerin ardından sadece eğlenmek için koştu.
 

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - - - -
Kısa Çocuk Masalları başlıklı  tarafından yazılan yazı 1464 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu