• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

Okul Öncesi Çocuk Hikayeleri

Okul Öncesi Çocuk Hikayeleri
Hikaye
Share on Tumblr

PRENSES ROSETTE - Bundan çok çok önceki zamanlarda, bir kral ile kraliçenin üç kızı vardı. Adlan Orangine ile Rousette olan iki büyük kız ikiz idiler. En küçüklerinin adı Rosette idi. Anne ve babaları ikizleri çok seviyorlardı; bu ikiz prensesler güzel ve akıllı idiler, ama hiçte iyi kalpli değillerdi. Bu yönleri ile anne ve babalarına çok benziyorlardı. Ablalarından üç yaş küçük olan, küçük prenses Rosette, hem güzel hem de iyi kalpli idi. İsim annesi Puissante adlı bir peri idi. İsim anneleri böyle bir peri olmayan ikizler, küçük kardeşlerini kıskanıyorlardı. Rosette doğduktan birkaç gün sonra, anne ve babası onu köyde, çiftlikte oturan bir süt anne yanına gönderdiler. Rosette orada on beş yıl mutluca yaşadı. Kral ile Kraliçe bir defacık olsun onu görmeye gelmedi.

Bir gün, Rosette babasından şu mektubu aldı:

"Rosette, ablaların on sekiz yaşında, evlenme çağına geldiler. Evlenecekleri kimseleri seçsinler diye, bir tören düzenliyerek bütün ülkelerin prens ye prenseslerini davet edeceğim. Sen de onbeş yaşındasın. Gelip üç gün yanımızda kalabilirsin.

"Kral, babanız."

Rosette hemen koştu ve mektubu süt annesine gösterdi. Süt annesi:

— Bu törene gitmeyi çok istiyor musun, Rosette?

— Ah! Tabi! Süt anne; babamı, annemi ve ablalarımı göreceğim, sonra da senin yanına döneceğim.

— Peki, hangi elbiselerini giyeceksin, yavrum? dedi süt annesi.

— Bayramlarda giydiğim beyaz elbisemi giyeceğim.

Süt ninesi içini çekti, başka bir şey söylemedi, Rosette'in giysilerini temizlemeğe ve ütüleyip hazırlamağa koyuldu. Hareket etmeden bir gün evvel, Rosette entarisini, beyaz jüponunu, pamuk çorabını ve siyah deri ayakkabılarım küçük bir sandıkta topladı. Bunlar arasında, saçlarına takacağı bir buket de çiçek vardı. Sandığı kapatacağı sırada, pencere ansızın açıldı ve isim annesi olan peri odaya girdi.

Henüz kapanmamış sandığa şöyle bir baktı, gülümsedi ve cebinden bir şişe çıkarıp dedi ki:

— Bunlar benim Rosette'ime yaraşır şeyler değil.

Şişeyi açtı, içindeki sıvıdan sandıktaki entarinin, çorapların, çiçek buketinin üzerine birer damla damlattı. Hemen entari sarı renkli kadifeye, çoraplar mavi renkli ipek çoraplar haline ve buket de güzel bir tavuk tüyü şekline, dönüverdiler. Ayakkabılar en güzel ayakkabılar oldu. Bundan sonra peri Rosette'e:

— Rosette, sana süsünü tamamlamak için, tuvaletine yaraşır bir kolye ile bilezikler de veriyorum, dedi.

Peri böyle söyledi, cebinden bir kolye ile bilezikler çıkarıp •sandığa koydu. Sonra şaşkın şaşkın bakan Rosette'in alnından öptü ve gözden kayboldu.

Ertesi gün, Rosette henüz elbisesini yeni giymişti ki, kralın arabası onu almaya geldi; süt annesi kucakladı, sandığını arabaya yerleştirdi ve hareket etti.

Pis ve küçük bir avluya indiği zaman, Rosette şaşırıp kaldı. Bir uşak onu karşılamaya gelmişti.

Rosette uşağı takip etti, uzun bir koridora vardılar; koridorun ucunda bir merdiven vardı. Merdivenleri çıktılar, bir başka koridora vardılar. Burada Rosette'e ayrılan bir oda vardı. Bu, tavan arasında basit küçük bir oda idi.

Rosette sandığını açtı. Biraz üzgündü. İçini çekerek, sandıktan elbisesini çıkardı, odanın bir köşesinde bulduğu kırık bir ayna önünde giyinmeğe başladı. Bilemezsiniz ne kadar becerikliydi. Sarı saçlarını, tavuk tüyünü ve bileziklerini öyle güzel bir şekle soktu ve kendisine öyle bir yakıştırdı ki, güzelliği on kat daha arttı. Bu harika güzellik içinde, giydiği elbise altın ve yakut işlemeli ipek giysi oluverdi!

Bu sırada uşak kapıyı vurdu, odaya girdi. Rosette'in güzelliği ve harika tuvaleti gözlerini kamaştırdı, geri çekildi. Rosette onu takip etti. Kral, kraliçe, prens ve prenseslerle dolu süslü bir salona vardılar.

Uşak, sonunda kral ve kraliçenin önünde durdu. Kral gelen güzeli görünce:

— Hoş geldiniz hanımefendi. İsminizi sormama izin verir misiniz? Umarım, siz ünlü bir kraliçe, ya da ünlü bir perisiniz, dedi.

Rosette onun önünde diz çökerek:

— Ben ne ünlü bir kraliçe, ne de ünlü bir periyim, sadece kızınız Rosette'im.

— Rosette! diye bağırdı kraliçe: Peki bu güzel şeyleri kim verdi sana?

— Cici annem, dedi Rosette.

Rosette annesi ve babası tarafından soğuk karşılanışına üzüldü, ablalarına döndü ve onları kucaklamak istedi. Ama onlar

Rosette'e hiç yakınlık vermediler, geri geri çekildiler.

Kral ile kraliçe öfkeli idiler. Çünkü, Rosette herkesin dikkatini çekiyordu. Krallar içinde en yakışıklısı ve en ünlüsü olan ve
ikiz prenseslerden Orangine'in evlenmeyi umduğu kral Chartmant, sofrada Rosette'in yanına oturdu, yemek yerlerken hep onunla ilgilendi. Yemekten sonra, şirin görünmek ve dikkatleri üzerlerine çekmek için konuklara şarkı söylemeyi teklif ettiler. Çünkü, çok güzel söylüyorlardı.

İyi kalpli Rosette, ablaları kendisini sevsinler diye, onları çılgınca alkışladı ve övdü. Orangine, Rosette'in bu cömert hareketinden duygulanacağı yerde, öfkelendi. Rosette'i küçük düşüreceğini umarak, onun da şarkı söylemesini istedi.

Rosette etrafı nazikçe selamladı ve harpı eline aldı. Öylesine hoş bir tutuşu vardı ki, ablaları şaşırıp kaldılar. Güzel ve tatlı sesi ile şarkıya başlayınca, herkes öyle heyecanlandı ve öyle hayran kaldı ki, ablaları öfkelerinden ne yapacaklarını şaşırdılar

Rosette'in başarısından hoşlanmayan kraliçe, o akşamki eğlenceyi erken bitirdi. Kral, kraliçe ve ikizler iyiden iyiye öfkeli idiler.

— Onunla boy ölçüşecek yerde, onu buradan uzaklaştırmak için bir çare arayalım, dedi kral.

Kral sözlerini daha yeni bitirmişti ki, Rosette'in isim annesi olan peri çıkageldi, öfkeli ve sert bir sesle:

— Şayet Rosette'e dokunur, ya da bütün tören boyunca onun burada kalmasını engellerseniz, hepiniz kurbağa olacaksınız, dedi.

Peri böyle söyledi ve gözden kayboldu. Kral, kraliçe ve ikiz prensesler korku ve telaş içinde odalarına çekildiler. Bir hizmetçi kadın Rosette'e ekmek ve süt getirdi.

Ertesi gün, av partisi vardı. Rosette yıkandı, tarandı. Elbisesini, ayakkabılarını giydi; kolyesini ve bileziklerini takındı; aynanın önüne geçti. Aynaya bakınca gözlerine inanamadı. Çünkü rüyalarda görülen güzellikte bir av elbisesi içinde idi.

Salona gelince, kral Chartmant onu karşıladı. Bir uşak ona güzel ve siyah bir at getirdi. Bu atı iki binici güçlükle zaptediyor-du. Kral Chartmant bu atı görünce Rosette'e:

— Güzel prenses, bir süre bekleyin, size yaraşır bir at getireceğim; yalnız çok yalvarırım, bu ata binmeyin, dedi.
Biraz sonra, kral Chartmant, kar gibi bembayaz bir at ile dönüp geldi.
Rosette ile kral Chartmant ava giden gruptan ayrıldılar, ormanın içindeki geniş ve güzel yolda başbaşa kaldılar.

Rosette, bir çiftlikte büyütüldüğünü, herşeyini Puissante adlı periye borçlu olduğunu krala bir bir anlattı. Kral da, yedi yaşında yetim kaldığını, kendisini Prudente adlı bir perinin yetiştirdiğini, aradığı prensesi bu törende bulacağını söylediğini Rosette'e anlattı.

— Güzel Rosette, gerçekten de perinin sözünü ettiği güzeli bulduğumu sanıyorum; sizi anne ve babanızdan istememe izin verin, dedi.

Rosette ile Chartmant günün nasıl sona erdiğini bilemediler. Saraya döndüler ve akşam yemeği için elbiselerini değiştirmeye odalarına çekildiler.

Rosette, tavan arasındaki sıkıcı ve basit odasına çıktı. Elbisesini giydi saçlarını düzeltti ve aynanın önüne gidirice hayranlığını gizliyemedi. Elbisesi kelebek kanadına benziyen bir tülden yapılmış, öylesine ince ve öylesine parlaktı ki, üzerine serpiştirilen elmaslar, kıvılcımlar gibi pırıl pırıl parlıyordu..

Rosette kapıdan girerken, kral Chartmant karşıladı. Prenses onun koluna girdi, birlikte kral ile kraliçenin bulundukları salona vardılar.

Biraz sonra sofraya oturuldu. Chartmant Rosette'in yanına oturdu. Onunla tatlı tatlı konuştular. Yemekten sonra kral balonun başlamasını emretti.

Önce Rosette ile Chartmant başladılar dansa. Salonda bulunanlar o vakte kadar böyle güzel ve böyle hoş dans eden çift görmemişlerdi. Kimse takdirini gizleyemedi, herkesin ağzı açık kaldı. Nihayet balo da bitti. Ayrılırken Chartmant Rosette'e:

— Yarın görüşürüz. Umarım, her zaman görüşürüz derim o zaman, dedi.

Rosette sakin sakin uyurken, kral ile kraliçe ve ikiz prensesler öfkelerinden ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Son bir ümitleri kalmıştı; ertesi gün araba yarışı vardı, bu yarışta Rosette'e azgın ve zaptedilmez bir çift atın çektiği çok yüksek ve kolayca devrilebilecek bir araba vermeyi kararlaştırdılar.

Ertesi sabah kahvaltıdan sonra, arabalara binmek için avluya inildi. Rosette için kararlaştırılan araba getirildi. Kral Chartmant durum anladı, Rosette'i arabadan aşağı çekti ve ona dedi ki:

— Prenses Rosette, bu arabaya binmiyeceksiniz. O zaman Rosette, herbir atın dört binici tarafından zor zaptedildiğini, hayvanların yerlerinde duramadıklarım ve azgın azgın kişnedik-lerini gördü. Aynı anda, san satenden mavi düğmeli bir ceket giymiş güzel bir binici tok sesle:

— Prenses Rosette'in emrine hazırım, dedi.
İnci ve sedeften yapılmış küçük bir araba gelip Rosette'in önüne durdu. Arabayı bembeyaz ve güzel bir çift at çekiyordu.

Atların takımları yakutlarla süslü sarı kadifedendi.

Chartmant Rosette'in arabaya binmesine yardım etti ve kendisi de atma atladı. Bütün arabalarla birlikte Rosette'inki de hareket etti. Chartmant onun arabasını adım adım takip ediyor» du. Bir süre sonra, yüzleri tül ile örtülü kadınların sürdüğü iki araba, Rosette'in arabasının önüne geçmek istediler; bu arabalardan biri Rosette'inkine çarptı; Rosette'in arabasını bir peri yapmamış olsaydı, paramparça olurdu. Bu kez çarpan araba parçalandı. Arabayı süren yüzü kapalı kadın taşlara çarptı ve hareketsiz yere serildi. Rosette bunun ikiz ablalarından Orangi-ne olduğunu gördü; atlarını durdurmağa uğraşırken, öteki kadın Rosette'in arabasına saldırdı. O da birincisinin durumundan farksız yere yuvarlandı. Rosette, onun da Roussette olduğunu gördü.

O anda, Chartmant bitkin bir durumda olan Rosette'in yanına, arabaya atladı; atlar uçar gibi ilerlediler. Böylece altı saat koştular; sonunda kral Chartmant'ın sarayının merdivenleri dibinde durdular.

Saray şenlik içinde idi, herkes bayram elbiselerini giymiş merdivende kralı bekliyordu. Kral ile Rosette hiç beklemedikleri böyle bir bekleyiş karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler.

Arabalarından indiler; bir de ne görsünler, Rosette'in isim annesi olan peri karşılarında değil mi!
Peri Chartmant'a:

— Kral Chartmant, ülkemize hoş geldiniz, beni takip edin, evlenmeniz için her şey hazır.
Ve Rosette ile Chartmant'ın düğün töreni günlerce sürdü...

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - - -
Okul Öncesi Çocuk Hikayeleri başlıklı  tarafından yazılan yazı 1723 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu