• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

ÖĞRENMENİN ÖNEMİ

 ÖĞRENMENİN ÖNEMİ
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

Her gün yeni yeni şeyler öğreniriz. Öğrendiğimiz şeyler, doğuştan getirdiğimiz şeyler değildir. Doğduğumuz andan itibaren çevremizdeki uyarıcılara tepkide bulunarak, bir davranış haznesine sahip oluruz. Bu davranış haznesi, yaptığımız tecrübelerden oluşur. Hayat mücadelesi verdiğimiz, uyarıcılarla dolu bu dünya içinde bazen zekice, kurnazca, bazen de aptalca davranışlarda bulunuruz. Öğrenme sayesinde kazandığımız bu davranışlar, günlük hayata uyum sağlamak için kullandığımız basit davranışlardan, felsefe veya fizik problemlerini çözmek için kullandığımız karmaşık davranışlara kadar bir derecelenme gösterir. Çocuğun anne karnında iken bile bazı ses işaretlerine tepkide bulunduğu araştırmalarla gösterilmiştir. Yani öğrenme sadece doğduğumuz andan da başlamamaktadır. Çocuk doğduğu anda refleks dediğimiz bazı davranışlara sahiptir.
 Refleks davranışlar öğrenilmiş, yani sonradan kazanılmış davranışlar da değildir. Tek bir uyarıcıya yaptığımız davranışlar olup, insan türüne ait olan davranışlardır. Çocuk, öğrenmek, çevresini tanımak için, hissettiği bilgi açlığını gidermeyi sağlayan merak ve tecessüs dediğimiz bir duyguya sahiptir. İnsanlar genellikle bildikleri şeylerden pek korkmazlar. Çocuk da hayat korkusunu azaltmak için çevresini tanımaya çalışır. Merak, doğuştan olan öğrenme arzu ve isteği, çevreyi tanıma, araştırma, keşfetme, anlama açlığı olarak da tanımlanabilir. Bu yolla çocuk, çevresini tanıdığı oranda hayat mücadelesinde başarılı olma ümidi de artar. Her anne iki-üç aylık bebeğinin odada sırt üstü yatarken tavana ve duvarlara doğru, sanki teftiş ediyormuş, eksik-gedik arıyormuş gibi baktığını görebilir. Sanki duvarda bir eksik, bir kusur arıyormuş gibi hayretle şaşkınlıkla bakar. Aynı dönemlerde ellerini, ayaklarını tutarak bu uzuvların kendi bedeninin parçaları olduğunu anlamaya çalışır. Dikkat süresi çok kısa olmasına rağmen bebek, daima çevresi ile iletişim-etkileşim içindedir. Şayet bebeğin dikkat ettiği şeyleri yetişkinler yapmaya kalksalar çıldırabilirler. Bebek bazı işaretlere tepkide bulunmayı, yani bunları başka işaretlerden ayırdetmeyi, ayırdığı bu bilgileri daha sonra başka alanlara genelleştirmeyi öğrenir. Bilgilerimiz, çevremizdeki durum ve değişmelerden bize gelen verilerdir. Çocuk kendi hayatında gerekli olan bilgi dağarcığının ilk temellerini atarken birçok deneme-yanılmalar da yapacaktır. İlk zamanlarda her insana gülerken, üç buçuk-dört aylık olunca sadece tanıdığı yüzlere gülmeye başlar. Bu davranış, öğrenme neticesinde kazanılmış bir davranıştır. Çocuk, tanıdık-ya-bancı yüzler arasında mukayese yapabilecek bir olgunluğa, bir gelişim seviyesine ulaşmıştır. Bu arada sadece dış işaretlere tepkide bulunan bebek, ihtiyaçların şiddetine göre tepkilerini de şiddetlendirmeyi öğrenir. Yani bazı davranışlarına daha çok enerji yatırımı yapar. Acıktığı zaman annesinin sesini duyunca veya onu görünce, ihtiyacını karşılamak için kendini hazır tutmayı ve onu beklemeyi de öğrenir.
Bu arada anne-babaların bazı sabır tecrübeleri de yapmaları gerekir. Zira bebekler, çok sevimli olmalarına rağmen, anne-babaları çıldırtacak kadar onları üzecek davranışlarda da bulunurlar. Mesela; çocuklarına kucaklarında mama verirken, en az 30-40 defa mamanın tadına baktırmaları gerekebilir.Tuvalet alışkanlığı kazanmaları bazen 2-3 yaşlarına kadar uzayabilir. Onlara tuvalet alışkanlığı kazandırmak isteyen anne-babalar, en az altı yüz-sekiz yüz defa tuvalete oturtup kaldırmak zorundadırlar. Günde en az kırk-elli kere "onu yapma, örtüyü çekme" şeklinde ikaz etmek durumundadırlar. 3-4 yaşındaki çocuklara yılda en az 1000 kere ellerinin temizliğini sormak ve kontrol etmek zorundadırlar. Ergenlik çağında ise, ayda 160-180 kere onların inatçılıklarıma, farklı görüşte olduklarını anlamaya ve anlatmaya çalışmakla, yerli yersiz korku ve ağlamalarıyla başa çıkmak gibi problemlerle karşı karşıya kalacaklarını ve bunları mutlaka çözmek durumunda olduklarının bilincinde olmaları gerekir. Yani çocuk yetiştirmek aynı zamanda sabır tecrübeleri yapmak demektir.
Öğrenme, insan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak öldüğümüz zaman öğrenme süreci biter. Okulda ilk önce okumayı, yazmayı, hesap yapmayı, daha sonra da, daha karmaşık olan fizik, kimya vb. şeyleri öğreniriz. Bir meslek sahibi olmak için birçok bilgi ve beceriyi mecburen öğreniriz. Mesleğimizde yükselmek istersek, sürekli değişik ve meslekle ilgili birçok şeyi öğrenmek zorundayız-dır. Görüldüğü gibi, doğum öncesi dönemden ölünceye kadar devam eden bir süreç olan öğrenme, sadece ve sadece öğrenen canlıya aittir. Çünkü biz başkaları için değil kendimiz için öğreniriz. Öğrendiğimiz şeyleri, şimdiki zamanda öğrenir ve gelecek zamanımızı garantiye almak için öğrenmeye mecbur olduğumuzu hissederiz. Çoğu öğrenmelerimiz bilinçli ve amaçlıdır; ama farkına varmadan ve bilinçsiz olarak öğrendiğimiz şeyler de vardır. Bir insanla sık sık karşılaşırsak, o insanı iyice tanır, alışkanlıkları, sevdiği ve sevmediği şeyleri de öğreniriz. Sık sık duyduğumuz bir müzik parçasını, diğer parçalardan ayırıp hemen tanıyabiliriz. Amaçsızca şurada burada dolaşırken, gittiğimiz yolun istikametini aniden belirleyebiliriz. Bir romanı okurken de öğrenebiliriz.
Çocuğun nasıl öğrendiği, ne kadar ve ne süratle öğrendiği, çocuğun öğrenmesini kolaylaştıran ve zorlaştıran şartları, öğrenmeyi hangi tesirlerin bozduğunu, nasıl unutulduğunu, unutmanın engellenip engellenemeyeceği konuları gerçekten çok ilginç konulardır. Öğrenme meselesi, gördüğümüz gibi sadece okuldaki öğrenme konularının öğrenilmesi süreci değildir. Öğrenme kavramı, okul öğrenmesinden çok daha geniş ve muhtevalıdır. Bisiklete binmeyi, diş fırçalamayı, sabahleyin kalkınca yüzümüzü yıkayıp giyinmeyi, sofraya oturmayı, yemeğin başında beklemeyi, trafik ışıklarında durmayı, otomobil, gemi veya uçak kullanmayı, kitap okumayı vs. davranışlarını hep öğrenmişizdir. Hatta plan yapmayı, problem çözmeyi, oturmasını, kalkmasını, konuşmasını, susmasını, terbiyeli olmayı, nazikçe davranmayı öğrenmişizdir. Bütün bunlar öğrenme kavramının ne kadar geniş ve muhtevalı olduğunu açıkça gösterir. Bazen bilinçli, sistemli, amaçlı olarak; bazen de rastgele ve bilinçsizce öğreniriz. Günlük hayatta öğrenme sadece bilgi ve beceri kazanma anlamında kullanılır. Ancak öğrenmenin sadece bilgi kazanma olarak anlaşılması, sürecin sadece bir yüzünü gösterir. Öğrenme sürecinin bizzat kendisini doğrudan doğruya gözlemek, nasıl cereyan ettiğini görmek mümkün değildir. Ancak öğrenmenin neticelerine bakarak bu hususta kararlar veririz. Mesela; çocuğun seyahatten döndüğünde gittiği yerleri hatırlaması, çok iyi öğrendiği bazı konuları unutması vb. gibi hadiseler doğrudan doğruya gözle-nemeyen hadiselerdir.
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@sayginnlp.com

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - - - - - - - -
ÖĞRENMENİN ÖNEMİ başlıklı  tarafından yazılan yazı 3105 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu