• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

CÖMERTLİK - CÖMERTLİK HİKAYELERİ

CÖMERTLİK - CÖMERTLİK HİKAYELERİ
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

Yaşlı adam delikanlının cebine birşeyle bırakırken, "Allah senden razı olsun evladım." dedi. "Bu ihtiyarı yeniden doğmuş gibi sevindirdin. Şu ufak hediyemi alırsan, daha da sevindireceksin."

Delikanlı yapmış olduğu iyiliğin makbule geçeceğini daha işin başındayken biliyordu. Yol kenarında ağlayan dört beş yaşlarındaki çocuğun kaybolduğunu anlamış ve onun nereden geldiğini soruşturduktan sonra bir taksiye bindirip evine getirmişti. Fakat delikanlı, aradığı evi bulduğunda büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Yol boyunca gözü önünde canlandırdığı yüzme havuzlu ve uydu antenli villanın yerine, karşısında derme çatma bir gecekondu duruyordu. Üstelik kapıyı da çocuğun dedesi açmış ve torununa hasretle sarıldıktan sonra, kendisine teşekkür edip cebine birkaç kuruş bırakmıştı.

Delikanlı, sohbet sırasında çocuğun anne ve babasının kaza sonucunda vefat ettiğini öğrenmiş ve yaşlı adamın bir ara ağlamasından istifade ederek cebine konulanları kontrol etmeyi becermişti. Üç beş tane bozuk para, koskoca ceket cebinin köşesini bile doldurmuyordu. Evin haline bakılırsa yaşlı adam oldukça fakirdi. Ama hiç olmazsa taksi parasını karşılayacak kadar bahşiş veremez miydi?

 
Delikanlının yüklü bir hediyeyle "yolunu bulma" hayalleri yıkılmış ve içinde bir şeyler kıpırdamaya başlamıştı. Anlaşılan tahammül edilemeyecek derecede cimri bir ihtiyar ile karşı karşıyaydı ve ona mutlaka bir ders vermesi gerekiyordp. Yaşlı adamın yüzüne dik dik bakarken cebindeki bozuklukları avuçladı ve çocuğun ayakları dibine fırlatarak; "Git de kendine oyuncak al ufaklık." dedi. Böylelikle cömertlik nedir öğrenmiş olursun. Yavrucak yere eğilerek paraları topladığında delikanlının gözleri yerinden çıkacak gibi oldu. Çocuğun küçücük avuçlarında, dört beş tane altın parlıyordu.

 
CÖMERTLİK - CÖMERTLİK HİKAYELERİ

Cömertlik denilince, cömertlikten bahsedilince ilk akla gelen insan ve onun örnek bir hatırasını Hz. Ömer anlatıyor:

Sıddık'ı geçebilmek mümkün mü? Bir gün kendi kendime dedim ki; Allah Resulü istediğin de, fakirler için bir şeyler getirin dediğinde ben bütün malımın yarısını getireceğim. Herşeyimin yarısını. Belki Ebu Bekir'i geçerim. Aldım ve getirdim. Allah Resulünün yanında yere koydum. Dedim;

-“Ya Resulüllah! Herşeyimin yarısını getirdim.”

Sonra Ebu Bekir'i bekliyordum. O gelsin. Diyorum ki, "Ömer, bu sefer Ebu Bekir'i geçeceksin” bu bir kıskanma değildi. Rahmette yarışmaydı. Biraz sonra baktım Sıddık'ı Ekber geliyor. Develeri tutu vermiş, develerin yularından yığınla deve var. Arkasından getirdi oraya hepsini koyu verdi. Üzerinde ince bir elbise vardı. Hafif bir rüzgâr vardı. Soğuk vardı. Belli ki Sıddık üşüyordu. Develerin yularını bıraktı ve oturdu. Allah Resulü bakıyordu ona, develerin üzerinde evindeki her şeyi getirmişti. Belli ki Sıddık dünya mata -ı adına hiç ama hiçbir şey bırakmamıştı." Allah Resulü bunu anlıyordu. Tekbir cümle sordu;
-“Ey Ebu Bekir! Kendine ve çoluk cocuguna ne bıraktın. Her şeyi getirmişsin. Yerdeki halıyı, kilimi bile getirmişsin. Ne bıraktın kendine?” Tek bir cümle, Sıddık'ın dudaklarında;

-"Onlara Allah ve Resulünü bıraktım. Allah ve peygamberinden başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok bizim.” Medine susuyordu.

Sonra Cebrail iniyordu. O âlem, o anı fahri kâinata iniyordu. Diyordu ki;

-“Allah selam gönderdi. Dedi ki, ben Ebu Bekir’den razıyım. Ebu Bekir benden razı mıdır?” Allah sorduruyor, Allah biliyor razı olduğunu. Allah Resulünün yüzü ay gibi parlıyordu o anda. Ümmetimden birisi öyle bir makamı gelmiş ki;

-“Ebu Bekir diyordu. Sana müjdeler olsun. Demin Cebrail geldi. Allah soruyor, “Ebu Bekir bizden razımı?”
Ebu Bekir ağlayarak ayağa kalkar;

-“Ben kimim ki, Allah'tan razı olmayacağım.

 CÖMERTLİK HİKAYELERİ - Cömertlik ve Merhamet

HZALI’NIN ağabeyi Cafer b Ebu Talib’in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti
Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki, birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi

Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı Köpek ekmeği derhal yedi

Köle ekmeğin ikinci parçasını da attı Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü

Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi Kalkıp, yeniden işine dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu:

“Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?”

Köle sıkılarak cevap verdi:

“Işte bu üç parça ekmek”

“O halde neden kendine hiç ayırmadın?”

“Baktım ki, hayvan çok aç O halde bırakmak istemedim”

“Peki sen ne yiyeceksin şimdi?”

“Oruç tutacağım”

Bunun üzerine, Abdullah b Cafer, köleden sahibini, evinin nerede olduğunu sordu Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın aldı

Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu sahibinden satın aldığını söyledi ve ekledi:

“Seni azad ediyorum Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum”

Cömertliğiyle meşhur Abdullah b Cafer, kendisinden daha cömert birini tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır ve:

“Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sense ona koskoca bir hurmalığı ve hürriyetini vermişsin” dediklerinde, şu karşılığı verirdi:

“Ama o elindeki herşeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını”

                                                                                                                                                                                                                                                                 
 CÖMERTLİK HİKAYELERİ  Cömert Olmak Böyle Birşey

Hz. Abbas (ra) çok zengin ve çok cömertti. Cömertliği dillere destan olmuştu.

Bir gün sordular:

Ya Abbas, cömertlikte seni geçen oldu mu?

Abbas (ra) evet dedi, bir köle…

Nasıl olur ya Abbas, bir köle nasıl senden daha cömert olur?

Abbas (ra) gülümseyerek baktı ve anlatayım dedi. Bir gün medine'de hurma bahçeleri arasında dolaşıyordum. Bir köle yol kenarındaki hurma bahçesinde çalışıyordu. Bir süre onun çalışmasını izledim.. Öğle vaktiydi Köle çalışmasını bırakıp ekmek çıkınını açtı. Yemek yiyecekti, bu bir somun ekmekten ibaretti. Tam ekmeği ısıracakken açlıktan perişan hale gelmiş bir köpek belirdi. Çaresiz bir şekilde kölenin elindeki ekmeğe bakıp kuyruk sallıyor ve acıklı sesler çıkararak ekmeği istiyordu. Belli ki çok açtı.

Köle bir ekmeğe baktı, bir köpeğe ve tuttu ekmeğin yarısını köpeğe attı. Köpek havada kaptığı ekmeği adeta çiğnemeden yuttu ve gene dikildi kölenin karşısına. Köle hiç tereddüt etmeden kalan ekmeği de köpeğe verdi. Sonra halinden memnun yüzünde tatlı bir tebessümle çalışmaya koyuldu.

Bu hal bana çok tesir etmişti. O zamana kadar benim farkımda olmayan kölenin yanına
gittim ve selam verdim, selamımı aldı ve gülümseyerek buyurun dedi. Bir şey mi vardı?

Biraz evvel yaşananları hatırlattım kendisine. Gülümseyerek biraz mahçup ne yapayım baktım hayvan benden aç bende ekmeğimi ona verdim dedi.

Peki dedim, senin yiyecek başka bir şeyin var mı?

Yok dedi.

Bu bahçenin sahibi kim dedim, bir isim söyledi. Tanıyordum, gittim bahçe sahibini buldum. Selam verip yanına oturdum. Hoşbeşten sonra konuyu bahçesine getirdim..

Bahçeyi satar mısın dedim, satarım dedi.

Köleyi de isterim dedim ona da peki dedi.

Kölenin ve bahçenin fiyatında anlaştık. Parayı verip bahçenin yolunu tuttum. Kölenin yanına gittim. Durumu anlattım ve seni azad ediyorum ve bu bahçeyi de sana hediye ediyorum dedim. Köle çok sevindi ve bana hayır dualar etti ve cömertliğimi övdü. Ona hayır dedim, sen benden daha cömertsin çünkü ben sana malımın çok küçük bir kısmını verdim.sen ise sana ait olan malının hepsini o köpeğe verdin. Sen benden daha cömertsin ve Allah sana bu cömertliğine mükafat olarak hem özgürlüğünü hem bu bahçeyi verdi beni aracı olarak kullandı dedim.

İşte dostlar o köle benden daha cömertti, diye sözlerini bitirdi Hz. Abbas (ra)..

Bu kıssa'dan alınacak hisse çok elbette..

Biri şu ki; yapılan iyilikler mutlaka bize katlanarak geri döner, tabi
kötülükler de.

Bir de cömertlik bizzat, Rahmanurrahim olan Rabbimiz tarafından ödüllendirilir hem de bire bin. Evet, yanlış duymadınız (veya okumadınız) kesinlikle bire bin.. Bana mallarınızı ödünç verin diyor Rabbimiz. Tevazu gösterip zaten kendisinin olan malları, yine kendisinin olan kullarından "ödünç" istiyor. Karşılığında cennet var diyor. Hem bu dünyada verdiklerinin karşılığını bire bin alacaksın, hem ebedi alemde cennet gibi bir ücret veriliyor.

Ey, verecek bir şeyleri olanlar.. Verilmez mi ?

Yok demeyin.

Bir köle'nin verecek bir şeyleri varsa sizin mutlaka vardır…

CÖMERTLİK HİKAYELERİ

Peygamberimizin cömertliğiyle ilgili bir hikaye:

Kerem ve cömertlik Peygamberimiz’in tabii özelliğiydi. Bilhassa ramazan aylarında O’nun kerem ve cömertliğine sınır olmazdı.

Bir gün, bir adam, Rasûl-i Ekrem (S.A.V.) mer’ada otlayan keçilerini sayarken gelmiş ve bir kaç keçi istemişti. Rasûl-i Ekrem de ona bütün sürüyü vermişti. Adam sürüyü kabilesine götürdüğünde:

-Hepiniz müslüman olunuz Muhammed (S.A.V) o kadar cömert ki, fakirlikten hiç korkmuyor, demişti.

Rasûl-i Ekrem (S.A.V) bazen birinden bir şey satın alır, sonra onu yine ona hediye ederdi. Kendilerine bir şey geldimi, derhal onu, başkalarına hediye ederdi. yanlarında bir şey, bir gece kalacak olsa ondan üzüntü duyardı.

Rasûl-i Ekrem (S.A.V)’in Hanımı Ümmü Seleme (Radıyallahu anha validemiz anlatıyor:

Rasûlüllah’ın yüzünde bir değişiklik hissettim. Sebebini sorunca:

“Dün aldığım yedi dinarı veremedim yanımda kaldı.”, buyurdu.   

Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - - -
CÖMERTLİK - CÖMERTLİK HİKAYELERİ başlıklı  tarafından yazılan yazı 3863 kişi tarafından okundu ve 1 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  • new
    2013-11-16

    Cömertlik denilince, cömertlikten bahsedilince ilk akla gelen insan ve onun örnek bir hatırasını Hz. Ömer anlatıyor: Sıddık'ı geçebilmek mümkün mü? Bir gün kendi kendime dedim ki; Allah Resulü istediğin de, fakirler için bir şeyler getirin dediğinde ben bütün malımın yarısını getireceğim. Herşeyimin yarısını. Belki Ebu Bekir'i geçerim. Aldım ve getirdim. Allah Resulünün yanında yere koydum. Dedim; -“Ya Resulüllah! Herşeyimin yarısını getirdim.” Sonra Ebu Bekir'i bekliyordum. O gelsin. Diyorum ki, "Ömer, bu sefer Ebu Bekir'i geçeceksin” bu bir kıskanma değildi. Rahmette yarışmaydı. Biraz sonra baktım Sıddık'ı Ekber geliyor. Develeri tutu vermiş, develerin yularından yığınla deve var. Arkasından getirdi oraya hepsini koyu verdi. Üzerinde ince bir elbise vardı. Hafif bir rüzgâr vardı. Soğuk vardı. Belli ki Sıddık üşüyordu. Develerin yularını bıraktı ve oturdu. Allah Resulü bakıyordu ona, develerin üzerinde evindeki her şeyi getirmişti. Belli ki Sıddık dünya mata -ı adına hiç ama hiçbir şey bırakmamıştı." Allah Resulü bunu anlıyordu. Tekbir cümle sordu; -“Ey Ebu Bekir! Kendine ve çoluk cocuguna ne bıraktın. Her şeyi getirmişsin. Yerdeki halıyı, kilimi bile getirmişsin. Ne bıraktın kendine?” Tek bir cümle, Sıddık'ın dudaklarında; -"Onlara Allah ve Resulünü bıraktım. Allah ve peygamberinden başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok bizim.” Medine susuyordu. Sonra Cebrail iniyordu. O âlem, o anı fahri kâinata iniyordu. Diyordu ki; -“Allah selam gönderdi. Dedi ki, ben Ebu Bekir’den razıyım. Ebu Bekir benden razı mıdır?” Allah sorduruyor, Allah biliyor razı olduğunu. Allah Resulünün yüzü ay gibi parlıyordu o anda. Ümmetimden birisi öyle bir makamı gelmiş ki; -“Ebu Bekir diyordu. Sana müjdeler olsun. Demin Cebrail geldi. Allah soruyor, “Ebu Bekir bizden razımı?” Ebu Bekir ağlayarak ayağa kalkar; -“Ben kimim ki, Allah'tan razı olmayacağım. —

  
 
3+2 İşleminin Sonucu