• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

Hayvanlarla Ilgili Öykü

Hikaye

KARGA VE KADI - Hoca, bir gün bahçesine giderken, iki çocuğun bir karga için kavga ettiğini görmüş. Yaklaşıp sormuş:- "Bir karga için dövüşmeye değer mi?" Çocuklardan biri cevaplamış: - "Hoca efendi, arkadaşım benim sırtıma çıkıp da bu kargayı aldı. Dolayısıyla karga benim hakkımdır." Öteki itiraz etmiş: - "Asıl yetenek, kargayı ürkütmeden yakalamak. Onun için karga benim hakkımdır." Hoca bakmış, iki çocuk barışmayacak: "Alın şu birer akçeyi. Kargayı bana verin." demiş.

Hayvanlarla Ilgili Hikaye Örnekleri - Kurt Ile Tilki

Hikaye

Kurt ile Tilki - Bir varmış bir yokmuş, bir çölde bir tilki varmış. Aklı fikri tilkilikte, kafasında binbir tilkiyle dolaşırmış.Otura kalka dolaşa dolaşa, bir gün çölü bitirmiş bir bayırın kıyıcığına gelmiş.Tam adımını atmış artık bayırlı olacak, bir de bakmış karşısında kocaman bir kurt. Tilki hafifçe titremiş ama hiç bozuntuya vermemiş, olduğu yerden seslenmiş: "- Bu çölün bittiği yerde ve bu bayırın başladığı taşın dibinde benden başka canlının olduğunu bilmiyordum. Ah sizi burada gördüğüme nasıl memnun oldum." Tilki bakmış kurt hiç tepki göstermiyor, rahatça girmiş bayıra daha çok yaklaşmış kurda. "Gel kurt dost, dost olalım" demiş. Kurt buna da itiraz etmemiş, dost olmuşlar.Birlikte gezmeye başlamışlar. Gezerlerken gezerlerken, içi yağ dolu bir testi bulmuşlar. Kurt atılmış: "-Gel tilki dost, bunu yiyelim, hemen bitirelim." Tilki: "-Olmaaz" demiş "yok dost, onu yalnız yemeyelim. Yağla birlikte atıştıracak, yağın tadına tat katacak bir şeyler daha ar

Kısa Öykü Örnekleri

Öyküler

FERMAN - SANKI bir tufandi. Gök delinmis gibi araliksiz yagmur yagiyor ve bütün ordu Semlin'e dogru sel, çamur, sis ve bora içinde ilerliyordu. Belgrad - Sabaç yolu çökmüstü. Karanlik ormanlara, sarp yokuslara, uçurumlu daglara aliskin olmayan yük develeri, yedekçileriyle birlikte kaybolmuslardi. Subaylar bagiriyor, boru sesleri isitiliyor, atlar kisniyordu. Hatta padisahin otagi bile ortada yoktu. Bu kisa yol, üç gündür bitip tükenmiyordu. Konak yerine, yalniz sadrâzamin çadiri kurulabilmisti. Padisah saltanat arabasinin penceresinden kendi otagini göremeyince, çevresindeki, islanmis, alli yesilli, sirmali giysileriyle gözleri kamastiran iri ve çevik koruyucularina: - Daha durmayacak miyiz? dedi. Hiç kimse karsilik vermedi. Herkes önüne bakiyor ve sakir yagmur yagiyordu. Yasli padisah hastaydi.Ama ayaklarindaki nikris sizilarini duymuyor, Kurban Bayrami namazinin Semlinde kilinmasini düsünüyordu. Artik eskisi gibi ata binemiyor, hatta vezirleriyle g

Bedava Çocuk Hikayeleri

Hikaye

PÜSKÜLLÜ RIKE - Evvel zaman içinde bir kraliçe vardı. Günlerden bir gün bir oğlu dünyaya geldi. Bebek o kadar çirkindi ki, bunun bir insan olduğuna uzun zaman inanılmadı. Annesi şaşkınlık içinde kederinden ağladı. Doğumda bulunan bir peri kraliçeye: "Oğlunuz o kadar akıllı olacak ki, akıllılığı yanında çirkinliği önemsiz kalacak," dedi. Perinin bu sözleri kraliçenin kederini birazcık olsun azalttı, hafifletti. Doğrusunu söylemek gerekirse, prens çok geçmeden konuşmağa, hem de güzel şeyler söylemeğe başladı. Büyüleyici bir zekası vardı. Doğduğu zaman, başında pûsküj gibi bir tutam saç vardı. Bunun için adını PÜSKÜLLÜ RİKE koydular. Püsküllü Rike'nin doğumundan yedi, ya da sekiz yıl sonra, komşu kraliçelerden birinin iki kızı dünyaya geldi. İlk doğan kız, sanki dünya güzeli idi. Kraliçe buna o kadar sevindi ki, herkes o kadar sevinci iyiye yorumlamadı, bunun bir felâketle son bulacağından korktular. Püsküllü Rike'nin doğumunda bulunan peri de orada idi. Prensesin akılsız,

Kısa Hikaye Özetleri

Hikaye

PERİLER - Vaktiyle dul bir kadının iki kızı varmış. Büyük kızı her yönü ile annesine o kadar benzermiş ki, kim görse onu annesi sanırmış. Her ikisi de çok sevimsiz ve çok kibirliymiş. Nezaket ve doğruluk yönünden tamamen babasına benzeyen küçük kız, çok tatlı ve güzel bir kızmış. İnsanlar kendilerine benzeyenleri elbette severler. Ama bu kadın kendine benzeyen büyük kızını delicesine sevdiği gibi, küçük kızına karşı da korkunç bir hmç besliyormuş. Onu durmadan çalıştırıyor ve yemeğini de mutfakta veriyormuş. Bunlar azmış gibi, bu zavallı kız günde iki defa evlerinden iki bin metre uzaktaki pınardan su almaya gidiyor ve büyük bir testiyi doldurup eve dönüyormuş. Yine bir gün pınarın başındayken, fakir ve ihtiyar bir kadın ondan su istemiş. "Pek iyi, vereyim nineciğim", demiş kızcağız. Testisini oğarak iyice çalkalayıp pınarın en durgun yerinden doldurmuş ve ihtiyar kadına sunmuş. İhtiyar kadın zahmet çekmesin diye testinin altından da dikkatle tutuyormuş.

Kısa Hikaye Örnekleri Okul Öncesi

Hikaye

Kaya, bahçenin parmaklığına dayanmış, sokağa bakıyordu. Mavi bir otomobil geçti, içinde çocuklar vardı. Ellerinde kırmızı bir balon uçuruyorlardı. Kaya içini çekti, böyle bir balonum olmasını ben de çok isterdim, ama nereden bulabilirim diye etrafındakilere sordu. Ama ne kedisi, ne köpeği ona cevap vermediler. Sadece küçük eşeği: Bin sırtıma, seni böyle bir balon bulabileceğin yere ben götüreceğim, dedi. Kaya eşeğine bindi, ikisi birlikte kenarlarında sıra sıra ağaçlar bulanan yoldan yürüdüler. Yolun sonunda bulunan bir köye doğru ilerlemeye başladılar. O gün, köyde panayır kurulmuştu. Dolaplar dönüyor, atlı karıncalara binmiş çocuklar cıvıl cıvıldı. Her yer şenlik içindeydi. Ama Kaya'yı en çok ilgilendiren, balon satıcısı idi. Baloncuda her renkten balon vardı: mavisi, yeşili, kırmızısı, pembesi, moru sarısı hepsi hepsi vardı. Yazık ki Kaya'nın cebinde meteliği yoktu. Etrafına bak

Okul Öncesi Çocuk Hikayeleri

Hikaye

PRENSES ROSETTE - Bundan çok çok önceki zamanlarda, bir kral ile kraliçenin üç kızı vardı. Adlan Orangine ile Rousette olan iki büyük kız ikiz idiler. En küçüklerinin adı Rosette idi. Anne ve babaları ikizleri çok seviyorlardı; bu ikiz prensesler güzel ve akıllı idiler, ama hiçte iyi kalpli değillerdi. Bu yönleri ile anne ve babalarına çok benziyorlardı. Ablalarından üç yaş küçük olan, küçük prenses Rosette, hem güzel hem de iyi kalpli idi. İsim annesi Puissante adlı bir peri idi. İsim anneleri böyle bir peri olmayan ikizler, küçük kardeşlerini kıskanıyorlardı. Rosette doğduktan birkaç gün sonra, anne ve babası onu köyde, çiftlikte oturan bir süt anne yanına gönderdiler. Rosette orada on beş yıl mutluca yaşadı. Kral ile Kraliçe bir defacık olsun onu görmeye gelmedi. Bir gün, Rosette babasından şu mektubu aldı: "Rosette, ablaların on sekiz yaşında, evlenme çağına geldiler. Evlenecekleri kimseleri seçsinler diye, bir tören düzenliyerek bütün ülkelerin prens ye prens

 1 2