• slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1
  • slideshow1

SONSUZ YAŞAM VE GÜÇ

 SONSUZ YAŞAM VE GÜÇ
Kişisel Gelişim
Share on Tumblr

İnsan, önceden de sahip olduğu ancak farkına varmadığı, sınırlanamaz bir Güce sahiptir. Bu Güç Ruh Gücüdür, bundan dolayı, baş edilmezdir. Bu sıradan yaşamın, veya sınırlı isteğin, veya insan zihninin gücü değildir. Bunlardan üstündür çünkü manevi olduğu için fiziksel ve hatta zihinsel güçten daha yüksek bir düzeydedir. Bu güç baskındır ve yeterli derecede geliştirilinceye, meydana çıkarılıncaya ve onun kullanımı emanet edilinceye kadar insanın içinde saklıdır. Düşünce olağanüstü potansiyeli olan manevi bir güçtür, ama bu bizim bahsettiğimiz güç değildir. Düşünce ile, insan ya kendini yükseltir ve Evrenin "Güç Kaynağı" ile bağlayabilir ya da kendini İlahi Akından tamamen koparır. Düşüncesi onun en önemli silahıdır, çünkü onun sayesinde ya Sonsuzdan yararlanabilir ya da kendim İlahi Kaynağından (bilincinde, ama gerçeklikte değil) koparabilir.

Aslında gerçek Benliği olan, içindeki İlahi Kıvılcım aracılığıyla kişi Sonsuzluk ile bağlantılıdır. İlahi hayat ve Güç, eğer onun olduğunu fark ederse, onundur. Tüm hayatın İlahi Kaynağı ile aynılığından habersiz olduğu sürece, gerçekten onun olan gücü kendine mal etmekten acizdir. Ancak eğer bu iç bilgiye erişirse, kendini sonsuz güç ve sınırsız kaynakların sahibi olarak bulur.
Bilinçaltı zihnin güçleri diğer bölümlerde ele almıyor. Ruh Güçleri bilinçaltı zihnin güçlerinden çok daha büyük ve daha iyidir.

Demek oluyor ki, bu güç tanrınındır, ama hala insanındır da, ancak ona emanet edilebilecek hale gelene kadar açıklanmaz. İnsan ilahi kaynakla aynılığını fark ettiği zaman o güçle dolar. Birçok öğretmen ve yeni üye geçmişte yakından korunan bazı sırların günümüzde yayıldığı gerçeğine üzülürler. Gelişmemiş ve aydınlatılmamış insanların ruhani güçleri zarar verici bir biçimde kullanabileceklerinden korkarlar. Bu, yazara olağandışı gelir. Başarı kazanma konusunda kendi güçlerine büyük bir inanç besleyen güçlü kişiliklerin gizli güçlerden bilinçsiz bir biçimde yararlandığı ve böylelikle kendilerini arkadaşlarından daha yükseğe çıkarabildikleri doğrudur. Ancak, ruhani güçlerden temel amaçlar için elde edebilecekleri yarar sınırlıdır ve korkulmasına gerek yoktur. Tabii ki güçlerini kötüye kullanan başkaları da vardır. Bunlar kara büyücülerdir ve belli bir miktar zarara yol açabilmelerine rağmen, eninde sonunda acizlik ve dilencilik durumuna düşerler. Tüm boş zamanlarında bu konuyla ilgili bilgileri araştıran başkaları da vardır. Doğaüstü güçlerle ilgili ulaşabildikleri tüm kitapları okurlar ama asla aradıklarını bulamazlar. Ortaya çıkışına hazır olana kadar bu arayıştakilerin görmesini engelleyen manevi güçler ve etkiler vardır. Kişi, Gerçeği arayışında değersiz şeylerin peşindeki tüm bencil çabalamaları bıraktığında ve kişisel-iradesini bütünün iradesiyle çatıştırmaktan vazgeçtiğinde, sonsuzla aynılığının açıklanması için hazırdır. Bütünün iradesine gizlice boyun eğmek, aydınlanmamış olana bir zayıflık işareti gibi gözükebilir, ama bu neredeyse sınırsız olan güç hayatına giriştir.

Kişi, ilahi kaynaklarından ayrı değildir ve hiçbir zaman da olmamıştır. Gerçekte, o, sonsuzla aynıdır. Onun hissettiği ve gördüğü ayrım zihinseldir ve körlüğü inançsızlığı yüzündendir. Kişi, kendisi ruh olması nedeniyle, asla ruhtan ayrılamaz. O, bir bütünün tamamlayıcı parçasıdır. O, tanrının (Evrensel, her yerde ve her zaman bulunan ruhun) içinde yaşar, hareket eder, ve varlığına onda sahiptir; ve Tanrı (Ruh) onun içinde yaşamını sürdürür. İnsanların çoğu ilahi ile olan bu yakın ilişkinin farkında değildir, ve bunun farkında olmadıkları veya buna inanmayı reddettikleri için, bir şekilde, tanrının iç yaşamından ayrılmışlardır. Ancak bu ayrım sadece onların düşünceleri ve inançlarıdır, gerçek değildir. Kişi ayrı değildir ve asla olamaz; ama ayrı ve yalnız olduğuna inandığı sürece, gerçekte olmadığı kadar zayıf ve çaresiz olacaktır. Sonsuzla olan ilişkisinin gerçekliğini fark ettiği anda zayıflıktan güce, ölümden yaşama geçer. Bir an çölde, çok uzakta, zayıf, ayrı ve yalnızdır; bir sonraki an, tüm ayrıcalık ve güçleriyle, tanrının oğlundan başka bir şey olmadığını fark eder. Bir şimşek çakar ve ilahi kaynağıyla bir olduğunu ve ondan asla ayrılamayacağını fark eder. Ayrıca sonsuzun tüm gücünün kullanması için kendisinin olduğu, ve zaferle yürüdüğü gerçeğiyle uyanır.
 
Böylece, insanın düşünce gücünün ne kadar büyük olduğu görülecektir. Düşünce, ruhun gücü olmamasına rağmen, insanın ya kendini ilahi akma açıp sonsuz güçle bağlantı kuracağı, ya da ruhani kaynaktan kendini ayırıp bağlantılarım koparacağı güçtür. Bu şekilde, kişi bir anlamda ne olduğunu düşünüyorsa odur. Eğer kendini tanrıdan ayrı ve onun gücüyle bağlantısı kesilmiş olarak düşünürse, gerçek durum böyle gibidir, ve sanki gerçekten Tanrıdan ayrı var olmuş gibi aciz ve bedbahttır. Diğer taraftan, sonsuzla bir olduğunu düşünür ve buna inanırsa, bunun hayranlık uyandıran bir biçimde doğru olduğunu ve gerçekten tanrının oğlu olduğunu anlar. Eğer salt bir maddesel varlık olduğuna inanırsa, o zaman sınırlı bir hayat yaşar ve asla bunun üstüne çıkamaz. Ama bunun tersine eğer ruhani bir varlık olduğunu düşünür ve buna inanırsa, o zaman bir ruhani varlığın sahip olduğu tüm güçlere sahip olduğunu görür.
 
Eğer işinin zor olduğunu ve görevlerinin altından kalkacak güçte olmadığını düşünürse, görevlerinin gerçekten zor ve güçlerinin ötesinde olduğunu görür. Ama diğer taraftan, eğer işinin kolay olduğuna veya hiç değilse güçleri dahilinde olduğuna inanırsa, durumun böyle olduğunu ve işini kolaylıkla yapabileceğini görür.
 
İçteki güç sınırsızdır, çünkü içindeki inançla kişi evrenin ruhani gücü ile doğrudan "eşleşmiş"tir. İçindeki ilahi kıvılcım onu kutsal aleve bağlar, böylelikle onu potansiyel olarak bir tanrı yapar.
 
Bundan sonra, insanın içinde İlahi mirasına girmeden önce bir değişiklik gerçekleşmelidir. Bir nefsin peşinde/yani maddesel bir yaratık olarak düşünmek yerine bir ruhun peşinde, yani ruhani bir varlık olarak düşünmeyi öğrenmelidir. Mirasyedi bir oğul gibi, "kendine gelmeli" ve yaşam ekmeğinin yeterli ve fazladan olduğu baba evine dönerken, tası tarağı uzaklardaki topraklarda bırakmalıdır.
 
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@sayginnlp.com


Bu makale şu konularla ilgili olabilir : - -
SONSUZ YAŞAM VE GÜÇ başlıklı  tarafından yazılan yazı 1334 kişi tarafından okundu ve 0 kişi tarafından yorumlandı

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Yazın

  
 
3+2 İşleminin Sonucu