Okurken Gözler Nasıl Hareket Eder
Okurken Gözler Nasıl Hareket Eder
Bir dizi test, hemen her insanın basılı bir metni kesik kesik okuduğunu göstermiştir.
Bazı insanların gözleri kelimeden kelimeye sıçrıyor ve okuma hızı sonlara doğru hissedilir derecede azalıyor.
Böyle okuyan kimse, kıymetli zamanı ve enerjiyi savurganca harcıyor demektir.
Başka kimseler bir cümleyi iki veya üç kelimelik birkaç grup halinde okuyor ve böylece biraz zaman, biraz enerji artırımı sağlıyor. Bazıları ise ancak kelime kelime okuyabilmektedirler. Hem de her harfi ayrı ayrı görerek ve hatta kelime kelime yüksek sesle heceleyerek.
Bütün bu insanlar okuyabilmektedir. Ama böyle okuma alışkanlığıyla bir yığın metnin görsel ve zihinsel olarak nasıl hakkından gelinebilir? Böyle bir okuma tarzıyla hızlı ilerlemeler nasıl amaçlanır? Böyle bir okuma yöntemiyle hatırlama yeteneğiniz nasıl geliştirilir?
Üstelik çoğu insan bir eserin en önemli düşünceleri ile bunların birtakım örneklerle yapılmış açıklamaları arasındaki farkı görememekte, esas ile ayrıntıyı birbirinden ayırt edememektedir. Hatta metin rakamlar, harfler, arabaşlıklar veya birbirinden açıkça ayrı paragraflara bölünmüş ve parçalanmışsa, yazarın düşüncelerini dahi izleyememektedir.
İlk bakışta inanılmaz gibi görünen bu olgu, birçok deneylerle doğrulanmıştır.
Onun için siz de kendinize bu önemli soruyu, okuma tekniğinizin ve okuma hızınızın düzeltilmesi gerekip gerekmediğini sormalısınız.
Elbette kadın ve erkek okuyucularımdan hiçbirinin, anlatılan bir öyküdeki revü dansözü kadar kalın kafalı olduğu kanısında değilim. Bu dansözün kız arkadaşı, onu ikide bir yeniden bir erkekle tanıştırmaktan yorgun düşmüş. Herkes bilir ki, erkekler sohbet etmek yeteneğinden yoksun bir kızla ilişkilerini pek ilerletmek istemezler. Günün birinde zihince çok daha uyanık olan kız arkadaşı, dansözü şöyle uyarmış:
‘Tanıdıklarımla seni gerçekten seve seve tanıştırıyorum, ama sen hep sadece oturup duruyor ve bir balık gibi de dilsiz kalıyorsun. Al eline bir kitap, oku. Herhalde içinde konuşma konusu olabilecek bir şeyler bulursun.’
Dansöz, dediğini yapacağına dair söz vermiş. İlk randevuda yine sıkıntılı bir suskunluk ortalığı kaplayınca kız cesaretini toplayıp, sohbeti başlatmak üzere şöyle söze başlamış:
‘Zavallı Marie Antoinette'in başına gelenler ne korkunç değil mi?’
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@sayginnlp.com