ALEM NE DER KORKUSU
E.K. son sınıf öğrencisiydi. Babası iki yıl önce ölmüştü. Okulda rehberlik öğretmeninin düzenlediği toplantıya katılmış, çeşitli sorunlarını tartışan arkadaşlarını, konuşmalara katılmadan dinliyordu. Bir süre sonra öğretmen ona dönerek sordu, "Peki ya sen Emine? Senin sorunun yok mu? Pek suskunsun."
E.K. bir süre önündeki kâğıtla oynadı, sonra, "Şey," dedi. "Nasıl anlatsam bilmem ki, beni rahatsız eden yalan söylemek zorunda olmam."
Odayı bir sessizlik kapladı, diğer arkadaşları susmuş, merakla ona bakıyorlardı.
"Evet," diye üsteledi, öğretmen. "Yalan söylemenin kötü bir şey olduğunun farkında görünüyorsun, öyleyse neden?"
E.K. birden çabuk çabuk anlatmaya başladı. "Bütün hafta boyu ders çalışıyorum, sonra hafta sonu geliyor. Ben de biraz eğlenmek, dinlenmek istiyorum. Bir arkadaşla çene çalmak, müzik dinlemek istiyorum. Ama annem izin vermiyor. Onu dinlesem evden hiç çıkmamam gerek." Ben de, "Kütüphanede çalışacağım," diyerek evden çıkıyor ve arkadaşlarıma gidiyorum.
"Onunla çay içip, konuşuyoruz. Yani bütün yaptığım bir kız arkadaşla oturup sohbet etmek. Bunun da hakkım olduğunu düşünüyorum."
"Peki, bunları aynen şimdi anlattığın gibi annene anlatmayı düşünmedin mi?"
"Değil düşünmek anlattım, konuştum, tartıştım. Annem, 'Ben sana güveniyorum ama baban yok, biz seninle ikimiz yalnız yaşıyoruz. Seni sık sık sokakta görenler ne der sonra. Her hafta sonu bir yere gidersen âlem ne der, diyor ve izin vermiyor."
Öğretmen sıkıntılı sıkıntılı önüne baktı, bu kez E.K. üsteledi. "Haksız mıyım öğretmenim?"
"Haklı olmasına haklısın da, anneni de anlamaya çalış. Seni düşünüyor, sana laf gelsin istemiyor."
"Ama ben kötü bir şey yapmıyorum ki... Hem nedir bu 'âlem ne der' korkusu. Ben isterdim ki, annem, komşular benim için bir söz ettiklerinde, beni
güveniyorum, o yanlış bir şey yapmaz, ayrıca bütün bir hafta çalıştıktan sonra hafta sonu bir arkadaşa gitmek onun hakkı', diyebilsin."
Bir an sustuktan sonra E.K. devam etti. "Ama diyemiyor. Onu kınamıyorum, böyle yetiştirilmiş, boyun eğmeye alışmış. Oysa ben öyle olmak istemiyorum. Ayrıca yanlış bir şey yapmadığım sürece bir arkadaşa gitmenin de hakkım olduğuna inanıyor ve bundan vazgeçmek istemiyorum. Öte yandan annemi de üzmek, boş yere tartışmak istemiyorum ve böylece yalan söylüyorum. Bu da beni huzursuz ediyor."
E.K. susarken zil çaldı. Rehberlik saati sona ermişti. Hâlâ önündeki kâğıtla oynuyordu E.K.
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@sayginnlp.com