kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp,koçluk kişisel gelişim,nlp kişisel gelişim,nlp

KORKUYU NASIL YENMELİ

KORKUYU NASIL YENMELİ
Korku, insanlığın asırlık düşmanı, düşüncelerden atılabileceği gibbüsbütün de yok edilebilir.(HORACE FLETCHER)
Korkuyu yenebilmemiz için ilk önce neden korktuğumuzu bilmemiz lazımdır. Korktuğumuz şey, henüz meydana gelmemiş olan ve var olmayan bir şeydir. Yani meydana gel­meden önce zihnimizi kurcalayan ve birtakım ihtimallerin doğurduğu ürküntü ile bize acı veren hayali bir fenalıktır. Mesela sarı sıtmadan ve bu hastalığın sebep olduğu teh­like ve ıstıraplardan korktuğunuzu farz edilim. Hastalık mik­robu vücudunuza girmediği sürece sizin için birşey ifade et­mez. Girse de hünüz sizi öldürmemiştir ve öldüremez. Fakat merak ve endişeniz sizi zayıf düşürür, acınızı ve tehlikeyi arttırır. Bu hastalık herkesin korktuğu bir hastalık olduğu içindir ki, çok kereler ölümle sona ermekte, yayılması da kolayolmaktadır. Normal, zinde ve korkusuz bir kimseye bu hastalık kolay kolay bulaşmaz.
New Orhlean şehrinde salgın bir sarı sıtma hastalığı hü­küm sürerken genç bir öğretmen kadın gittiği otelde bu has­talığa tutulmuştu. Doktor Chartwright'i çağırdılar. Bu doktor ertesi sabah bütün misafirleri ve personeli otelin salonuna toplayarak şöyle bir demeç verdi:
"Bu genç kadın san sıtmaya tutulmuştur. Hastalık hiçbi­rinize bulaşmayacaktır. Eğer beni dinlerseniz bulaşıcı hasta­lıkların en etkili buluşma aracı olan korkudan bu şehri koru­mak ve birçok hayatı kurtarmak elinizdedir. Burada çıkan hastalığı kimseye bildirmeyiniz, kendiniz de bilmeyiniz. Otel­deki kadınlar hastanın bakılmasına yardım etsinler, ona çicek­ler ve tatlılar götürsünler; sıradan ve tehlikesiz bir durum gi­bi hareket etsinler. Böyle yapmakla hem kendilerinin, hem belki de başka pek çok kimsenin hayatını kurtaracaklardır."
Bu öğütleri herkes doğru buldu ve dinledi. Yalnız bir ka­dın dinlemeyerek otelin en uzak odasında kendini karantina­ya kapadı. Genç öğretmen kadın hastalıktan kurtulduğu gibi, otelde oturanların hiçbiri sarı sıtmaya tutulmadı. Yalnız kor­kan kadın hastalığa yakalandı; fakat sonunda o da iyileşti. Doktor Cartwright, etraftakilerin psikolojilerini koruya­rak ruhun ve düşüncenin bedene hakimiyeti prensibini başa­rı ile tatbik etmiş ve bir salgın tehlikesini önlemişti. insanlığa hizmet edenlerin arasında o da bir heykele hak kazanmış de­ğil midir?
Bazı kimseler yerden yüksek dar bir geçitte yürümekten korkarlar. Bu dar yer düz bir ovada olsaydı, dengelerini kay­betmekten korkmaksızın, serbestçe yürüyeceklerdi. Düşmek korkusu onlara bu geçidi tehlikeli gösteriyor. Halbuki kafası sağlam olan insanlarda böyle bir korku olamaz. Onlar düşmek ihtimalinin zihinlerinde yer almasına izin vermezler ve beden kuvvetlerini düşüncelerinin tam bir kontrolü altında tutarlar.
Bir cambaz, seyircileri hayrete düşüren denge oyunlarını ancak korkuyu yenme gücüyle başarabilir. Şüphesiz özel id­manların, becerinin, beden kabiliyetlerinin gerekliliği inkar edilemez se de, sakin ve korkusuz bir kafa mutlaka lazımdır. Karanlık bir odada çocuğu korku nöbetlerine uğratan hayaletler aynı odada yatan ana babası için söz konusu de­ğildir. Çocuk ancak cinlerin perilerin var olmadığına inan dı­ğı zaman korkudan kurtulur.
Şehirde doğmuş ve çimen yüzü görmemiş küçük bir ço­cuğu ilk defa otlar üzerinde yürümeye zorlamışlar, çocuk o kadar korkmuş ki, adımlarını, sıcak bir demire basıyormuş gibi, ihtiyatla atmaya başlamış. Bir tehlike olmadığı halde ço­cuk, zihninde tehlike icat ediyordu. Bu tehlikenin var olma­dığına kanaat ettikten sonra serbestçe yürüdü. Büyük adam­ların korkusu da buna benzer. Eğer kötü gelenekler genetik özellikler ve ilk terbiyenin bozukluğu bizi, içinden çıkılması güç uçurumlara atmasaydı biz de, bu çocuk gibi, korkuyu zihnimizden çıkarabilecektik. Korkuyu kendi beynimizin icat ettiğini, hayal gücümüzden başka hiçbir yerde onun bir varlığı olmadığını, yaptığı zararlara da yalnız kendimizin se­bep olduğunu düşünür ve buna inanırsak kazanacağımız ni­metlerin had ve hesabı yoktur. Çok yaygınlaşmış bir korkuyu ele alalım: Bulunduğu mevkiiyi kaybetmek korkusu. Bu korkunun baskısı altında hayatlarını zehirleyen insanlar, işlerinden çıkarılmadıkları müddetçe, kuruntu ürünü bir hayalin acısını çekerler. Bu ıs­tırapıar, felaket gerçekleştikten sonra, onlara bir iyilik getir­mediği gibi, yeni bir iş aramak için muhtaç oldukları kuvvet ve cesareti de eksiltir. işten ayrıldıktan sonra başka bir iş bu­lamamak düşüncesi yeni kaygılara yol açar, fakat yeni iş bul­duktan sonra bu kaygıların da yersiz ve faydasız olduğu an­laşılır. Şu halde, nasıl bir durumda ve ne zaman olursa olsun, çekilen kaygı ve ıstırapların faydası ve hikmeti yoktur. Korkularınızı yenmek için düşünceniz de daima böyle bir muhakeme kurunuz ve korktuğunuz şeylerin hayaliniz­den başka bir yerde var olmadığı inancından uzaklaşmayı­nız. Korktuğunuz fenalıklar gerçekleşecek olsun veya olma­sın, herhalde şimdiki korkunuzun size vakit kaybettirmek­ten, akıl ve beden gücünüzü eksiltmekten başka bir fayda ge­tirmeyeceğini zihninize güzelce yerleştiriniz. Hastalığınıza sebep olacak birşeyi yemekten ve içmekten çekindiğiniz gibi, korkunun içinize yerleşmesinden de kendinizi koruyunuz.
İlle de sızlanmak istiyorsanız, korkunun yarattığı zararlı te­sirlere dinleyiniz... Bunun tedavinize yardımı olur!
Sadece kuruntular içinde olduğunuzu fark etmeniz yet­mez; aynı zamanda bu kuruntulara karşı kendinizi, devamlıbir düşünce gayretiyle savunmanız gerekir. Zihninize keder­li düşünceler girmeye başlayınca onların yerleşip büyümele­rine müsade etmeyiniz, o kederli düşüncelerin yönünü de­ğiştiriniz, zihninizi o düşüncelerin tam zıddı olan düşünce açık tutunuz; kederli düşünceleri başka yönlere doğru yöneI­tiniz. Mesela bir işte başarılı olamayacağınızdan korkuyorsa­nız, o işi başarmaya kabiliyetsiz veya hazırlıksız olduğunuzu düşünmek yerine bunun tam aksini düşününüz. O işin ehli olduğunuzu, ondan başka büyük işleri bile başardığınızı ve başarabileceğinizi, bu defa eski tecrübelerinizden de faydala­narak mutlaka başarılı ve galip olacağınızı, yeni başarılara bile zemin hazırlayacağınızı zihninizde tekrarlayınız. Böyle düşünmeye kendilerini alıştıran insanlar daima daha yüksek mevkilere erişebilirler. Şefler, önderler, kahramanlar böyle insanların arasından çıkar.
Korkuyu zihinden atarak yerine sevinç, güven, ümit dü­şüncelerini yerleştirmek prensibi her gün ve günün her sa­atinde tatbik edilebilir ve edilmelidir. Başlangıçta düşüncele­re yeni yönler vermek zor görülürse de, bu teşebbüsün başa­rılmasına yardım edecek çeşitli çareler vardır. Mesela eldeki işi bırakıp başka bir işe koyulmak, zihni bir noktada yoğun­laştıracak büyük bir meşgale icat etmek, geçmiş zamanların hoş bir hadisesini hatırlamak, çok enteresan veya çok eğlen­celi bir kitap okumaya dalmak, uzun bir gezinti yapmak, hoşsohbet bir kimse ile görüşmek gibi... Korkuların hepsi ne­ticede en büyük korkuya varır, bu da ölüm korkusudur. Ölüm, belki de dünya durdukça, sır olarak kalacaktır. Fakat, ne şekilde anlaşılırsa anlaşılsın onun verdiği korkunun man­tıksızlığı ve bilhassa cansız insan cesedini korkunç ve iğrenç gösteren inancın boşluğu ufak bir düşünmeden sonra meydana çıkar.
W. Lecky diyor ki: "Kabrin öte tarafında ne olursa olsun, kabrin kendisi bizim için bir hiçtir. Daracık mezar düşüncesi, cenaze törenlerinin soğukluğu, toprağa gömülme manzaraları dirilere, fakat yalnız dirilere, acı verir. İnsanlar, hayallerinin akıntısına kapılarak, ölünün duymadığı aayı benimserler. Bu acı bir kuruntudan ibarettir. Onu kuvvetle zihniniz­den kovunuz." Kabir kadar hakikate aykırı birşey yoktur. Ruh beden­ den ayrıldıktan sonra bedenimizin durumu berberin kestiği saçlardan farksızdır. Onu kaybetmek korkusu hayalimizde asla yer almamalıdır.
Korkuyu yenmek için kullanılan çareler ne olursa olsun, bunu başarmak karakterin oluşumu bakımından en önemli zaferdir. Ödülü çok güzel olan bu zafer kazanılmadıkça, in­sanlığın ruhu hakiki mevkiini bulmaya, Tanrı'nın ihsanı olan kudrete kavuşmaya, yükselmeye, daima daha yükseklere çıkmaya ve nihayet zirvelere erişmeye muktedir olamaz.
DERLEYEN... (EDİTÖR)
İletişim:bilgi@sayginnlp.com
Bu makale şu konularla ilgili olabilir :korku - korkuyu yenmek - korku nedir -

Yorumlar